Sinan Boztepe : Ben Bu Adamı Tanıyorum?
Yer Akdeniz Üniversitesi, öğrenciler görüşleri yüzünden tartışmakta. Ancak biri var ki; elinde tabanca cellât suratlı biri, körpe gençlerin arasında yaşlı bir gezegen bir meteor gibi dolaşmakta. Çarpacak bir dünya, söndürecek yıldız aramakta.
İlk izlediğimde ekrandan gözlerimi alamadım. Öğrenci desem öğrenci değil, öğretmen desem öğretmen değil, bu kişinin ne işi var okulda?
Bu soru gün boyu zihnimi allak bullak etti. Bu adamı kim oraya çağırmıştı, kim hedef göstermişti buna? Basit bir sağ-sol ağız kavgası büyüye büyüye bıçaklı saldırıya ve nihayetinde tabanların konuştuğu “Kovboy” sahnelerine meydanı bırakmıştı. Saçlar sıfır numara, sakallar birbirine karışmış, en ilginç tarafı alnında bir
Zülfikar. Hz. Ali gibi mert, yiğit, hakkaniyet sahibi, adaletli, eşitlikçi, mazlumdan yana olan bir Velinin kılıcını anlına kazıtıp, Hz. Ali’nin görüş ve düşüncelerinin aksine hareket etmekteki manayı anlayamadım. Neden Zülfikar’ı dövme olarak alnına işlemişti?
Ali gibi yiğidim demek için mi, yoksa Zülfikar gibi sizi keserim demek için mi? Ha, bir de unutmadan adı Ömer bu kişinin. Yani Ali postuna bürünmüş Ömer… Hz. Ali ne olursa olsun cana kıymadı Ömer Efendi! Şu kışkırtmaya bakın hele.
Gençlerin içinde bir kurt gibi silahıyla hedef arayan bu kişi acaba kime ve neye hizmet ediyordu. 12 Eylül öncesi olaylarını bir an için anımsadım.
Birden aklıma geldi, zihnimde şimşekler çaktı, “sen bu adamı tanıyorsun Sinan dedim” kendi kendime. Evet, tanıyorum, bu adamı birçok defa gördüm. İlk Çorum olaylarında gördüm, Alevilere ölüm diye bağırıyordu, halkı arkasına katmış öldürecek birilerini arıyordu. İkinci defa Elazığ’da gördüm. Sol görüşlü memur ve işçileri elinde silah kovalarken. Üçüncü defa Malatya’da gördüm, sahne yine aynı idi. O kovalıyor, mahsumlar eziliyordu. Ve yine gördüm…
Maraş’ta bir cuma günü galeyana getirdiği halkı arkasına almış Alevi mahallesini ateşe verirken gördüm. Maraşlı hamile bir kadının karnını satırla parçalarken, yaşlı kadının kafasını sopa ile ezerken, öğretmenin kafasına sıkarken gördüm… Deniz, Yusuf ve Hüseyin asılırken “iyi oldu asıldı, vatan hayını bunlar” derken gördüm…
Gördüm ben bu adamı; Sivas’ta, bu defa elinde benzin bidonu semah dönen canları Madımakta pusuya düşürüp yakarken, onlar yanıp kendisi gülerken gördüm. Gazi Mahallesinde kahvehanede çay içen yaşlı Alevi Dedesine, elinde silah aracından ateş ederken gördüm.
Senaryo hep aynı, kışkırtılan birileri, kışkırtanlar, perde önünde olanlar, perde arkasında kumandaya basanlar, ölenler, toprak altında çürüyenler, ölenlerin arkasında toprak üstünde çürüyenler, yıkılan gelecekler, sönen ışıklar… Ben bunları çok gördüm.
Tanıyorum ben bu adamı; Uğur Mumcu’yu param parça etmişti ve Fahriye Üçok’u ve Muammer Aksoy’u ve daha nicesini. Elleri kanlı, elleri tetiği çekmeye hazır. Aslında herkes tanıyor onu, bir ben değil.
Yoksa yeni bir 12 Eylül’mü kapıda? Bu olanlar onun hazırlığı mı sorusunu sormadan edemiyorum kendime. Yeni Çorum, yeni Malatya, yeni Maraş ve yeni Sivas neresi olacak? Sıra hangi Mumcu’da?
İşte bu cellât adamı tanıyorum ama bu soruların cevabını bilmiyorum. Umarım tüm bu olanlar bizim düşündüğümüzün aksine sıradan sağ-sol olaylarıdır, bir hazırlık değildir.
Ne yapmalı? Ne mi; sağduyulu olmalı ve provokasyonlara meydan vermemeli.
08.04.2007
Sinan BOZTEPE
Alevi Haber Merkezi ErenlerMeydani.com







10 Nisan 2008 Saat 05:26 de demişki
dedem ağzına yüreğine sağlık sana katılmamak elde değil içler acısı bizlere yapılan bu tür provakasyonlara gelmeden tabiki haklarımızada sahip cıkarak yolumuza devam edeceğiz tüm canları aşkı niyaz ile kuçaklıyorum