May
23rd

Prof Dr Doğan’dan yargıya destek

Prof. Dr. Doğan Yargı-Hükümet gerginliğini değerlendirdi.

Cem Vakfı Genel Başkanı ve Uluslar arası hukuk ve AB hukuk uzmanı Prof. Dr. İzzettin Doğan Cem Tv Ana Haber Bültenine katıldı. Gündemdeki konuları değerlendirdi.
Yargı Reformu Strateji Taslağının Avrupalı yetkililere sunulmasını nasıl buluyorsunuz? Bu gerekli bir jestmiydi?

Gerekliydi tabi. Ciddi bir yargı kurumu 85 yıllık Cumhuriyetin işleyişinde böyle bir sorumluk yürüten kurumun kendisinin üzerinde böyle baskı kurulmasını kabul edemez. Türkiye açısından bunun çok daha da derin bir anlamı var. Çünkü İstiklal Savaşı sonrasında Türkiye’nın başını en çok ağrıtan olay O dönemdeki emperyalist ülkelerin Osmanlı imparatorluğu üzerinde baskıyla elde ettiği imtiyazların sona erdirilmesi konusunda çıktı. Onlar yüzyılladır elde ettikleri kapütülel hakları ve yargı alanında kendi dindaşlarını kendi inançlarını taşıyan insanlara müdahale etmek istedikleri zaman Osmanlı İmpatorluğunu iç işlerine onları kullanıyorlardı ve kendi konsoluslukları bünyesine kurulan yargıya tabi kılınmıştı. Yani Osmanlı Yargısına tabi değillerdi. Osmanlı Yargısına Şüphe ediyolardı. Adeletinden doğruluğundan şüphe ediyolardı, dürüstlüğünden şüphe ediyolardı. Tabi Osmanlı imparatorluğunun bu duruma direnecek gücü yoktu. Mustafa Kemal’in başlatmış olduğu bağımsızılık hareketleri içerisinde ve ruhunda bağımsız bir Türkiye devleti kurulacak dediği zaman en önemli olan unsurlarında bitanesi bağımsız etki altında kalmayan her manada bağımsız bir yargı organın yargı sisteminin kurulması öngörülüyordu. Bunun içinde batı ülkelerine verilmiş olan imtiyazların ortadan kaldırılması ve diğerlerinde bu durumu kabul etmesi gerekiyordu. Bunu Avrupa ülkeleri kabul etikten sonra ilk defa Türk yargı sistemi üzerinde böylesine bir baskı kurulmaktadır. Buna siyası iktidar nerdeyse çanak tutmaktadır. AKP’ile ilgiil davanın sonucu şöyle yada böyle olur o işin başka boyutudur. Ama yargının çalışma sistemi üzerine adeleti üzerinde baskı kurmak suretiyle bir sonucun hukuk sitemine uygun olarak doğmasını önlemek için bu tür etkilerin Türkiye üzerine yaratılmaya çalışılması Yargının artık tahammül edilmez derece de sabrını taşırımıştır. İster istemez Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun hükümete tepkisi gelmiştir. Yürütme organına hükümeteaynı zamanda AB Kurumlarına Onun temsilcilerine eleştiri dolu bildirisini yayınlatmaya zorlanmıştır.

Bu gecikmiş Bir Açıklamamıydı?

Evet bir manada gecikmiş bir açıklama diyebilirsiniz. Ama bir yargı organı diğer organlardan farklı olarak daha ağır bağışlı davranmak ve bıçak kemiğe dayanmadan da bu tür düşüncelerini kamuoyuna açıklamamak gibi manevi bir sorumluluğa sahiptir. O sorumluluğunu bana bırakırsanız hakkıyla ama birazda gecikerek kullanmıştır. Normaldir, eğer sesini çıkarmasaydı yargı organının vereceği her karar şaiebe altında kalacaktı. Şaibeli bir karar olacaktı.

Aslında Avrupa birliğine gidip Türkiye’nin yargı sistemi şikayet edenler ve bazı düşmanlar Avrupalı dostlarımızın tarihimizi tanımayan ve ulu orta Türkiye bir sömürge ülkesi gibi görüpte gelip burada dilediklerini söyleme hakkını kendinde görenler büyük bir yanlış içindeydiler. Ve yargı organı belki çok daha önce onların kulağını çekmesi gerekirdi.
Hem yürütme organının hem de Avrupadaki kurumların buraya gelen temsilcilerinin. Çünkü Türkiyedeki laik sistemin bekçisi sadece Türk Silahlı Kuvvetleri onun yasasında 35. madde değildir o en nihayi sistemdir. Yargı organı daha önce kendi önüne gelen bir olaya sebebiyle bu kararı vermeden önce kendi üzerinde baskıya direneceğini ve bunu çok net bir biçimde de kamuoyuna açıklamak suretiylede yürütme organın daha fazla üzerine gelmesini engeleyebilirdi olay bu noktaya da gelmezdi. Biraz geçikmiş bi karar diyebiliriz

Biraz geçikmiş de olsa yargı organın vereceği karar yayınlamış olduğu bu deklarasyon yerindedir. Devletin tüm kurumları hukuka uygun olarak davranmak zorundadırlar. Hukuka uygunluğuda denetleyecek olan tek kurum yargı organıdır. Yargı organı görevini yapıyor.

Hiç kimsenin birtakım siyasi bahanelerin arkasına sığınarak yargı da ne oluyor deme hakkı yoktur. Bunu Söylemek hukuku bilememek demektir. Hukuğa saygılı olamamk demektir. ve devletin işleyişini hukuktan çok başka faktörler dayatılmaya çalışanların işine gelen bir yaklaşımdır bu itibarla çıkış yerindedir

Bundan Sonraki Süreç Ne olacaktır ?
Yeni krizler gebe mi Türkiye ?

Mevcut Siyasi İktidarın Bu tavrı devam ederse, İlla benim dediğim olacak ama o dediği hukuka uygun mu değil mi ona aldırmadan istedğini empoze etmeye kalkarsa Türkiye zaten krizde demektir.

Hükümetler, Hukuka Uygunluğa önce kendi riyayet etmeliler.

Vİdeo izlemek için resime tıklayınız

İzzettin Doğan”dan yargıya destek
İzzettin Doğan Yargıtay-Hükümet gelişmeleri hakkında açıklama yapıyor.

Haber: www.habercem.com

Yorum yapın