Halk Ozanı Arif Çubukçu, ozanlara sahip çıkılmasını istedi.

”Aşık Erbabi” olarak tanınan Halk Ozanı Arif Çubukçu, Türkiye’de halk ozanlığının bitme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, ”Halk ozanlarına sahip çıkılsın” dedi.
Çubukçu, 14 yaşından bu yana saz çalıp kendi bestelediği türküleri seslendirdiğini ifade etti. Şiir yazmaya başladığı ilk dönemlerde yazdığı şiirleri beğenmeyip çoğunu imha ettiğini anlatan Çubukçu, ifadesi daha iyi anlaşılır şekilde 2500 yeni şiir yazdığını kaydetti.
Aşık Erbabi ismini, üstadı Erzincanlı Aşık Diyari’den aldığını kaydeden Arif Çubukçu, ”Askerlik görevini bitirdikten sonra Erzincanlı Aşık Diyari mahlaslı (takma ad) bir pir ile karşılaştım.
Üstadımdan öğrendiğim öğretilere göre evrensel olabilmek için birçok kalıp, kayıt ve kuralları aşmam gerekiyordu. Bunun için siyasetten, dinden ve diğer mezheplerden uzak kalmaya çalıştım” dedi.
Bugün üstat görmeden yetişmiş, kendi kendine yettiğini, kendi kendine yetiştiğini sanan birçok halk ozanı bulunduğunu savunan Çubukçu, bu ozanların çoğunun dünyaya çeşitli pencerelerden baktığını, ancak evrensel olmaktan uzak olduklarını iddia etti.
Türkiye’de halk ozanlarının sayısının çok azaldığını öne süren Çubukçu, şunları söyledi:
”Bu ülkede oryantal yapanların devlet sanatçısı olduğu günleri de gördük. Halk ozanlarına sahip çıkılmalı. Eserlerimin bulunduğu 2 ayrı kitabımdan toplam 5 bin adet kitap basılmıştı. Kitaplarımın satılmasını istiyorum. Ancak bugüne kadar bu konuda duyarlılık gösteren tek bir belediye oldu. O da Selçuk Belediyesidir. Selçuk Belediyesi kültür hizmetleri kapsamında bin adet kitabımı satın alarak, halka dağıtmıştır. Kitaplarımın satışı için Selçuk Belediyesinden başka müracaat ettiğim belediyeler aynı duyarlılığı göstermediler.”
ELEKTRİKSİZ, SUSUZ BİR ÇİFTLİKTE YAŞIYOR
Selçuk ilçesine yakın Arvalya mevkisinde bir çiftlikte ailesiyle birlikte yaşayan Çubukçu, yaşadığı evinden çıkarılmak istendiğini ve 5 yıldır emek verdiği bahçesini terk etmeye zorlandığını dile getirdi. Çubukçu, şöyle devam etti:
”2002 yılında Selçuk ilçesine geldim. Burada zeytin fidanı yetiştirmek istiyordum. Fahri Paçal isimli kişi, 15 dönümlük arazinin kendisinin olduğunu ve burada istediğim tasarrufu uygulayabileceğimi söyledi. Ancak bir süre sonra bu arkadaşlarımızın bana doğru söylemediğini, arazinin aslında hazine arazisi olduğunu öğrendim. Selçuk Mal Müdürlüğü, arazinin keşfini yaparak ecrimisil ile adıma tahsis etti. Yani arazi benim adıma kiralanmış oldu.
Bunu öğrenen Fahri Paçal ve kardeşi, beni buradan çıkarmak için her yolu denedi. Bu konuda açılan davalar sonuçlandı ve davayı kaybettiler. Şimdi ise devlet arazisini kullandığım için Selçuk Cumhuriyet Savcılığı hakkımda suç duyurusunda bulundu. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm devlet arazileri ecrimisil ödenerek kullandığı halde Cumhuriyet Savcılığının beş yıldır emek verdiğim bu parselden attırmak isteyişi beni üzüyor.”
Beş yıldır elektriksiz olarak yaşadığını dile getiren Çubukçu, 5 yıl önce özel trafo sahiplerinin elektriği kestiklerini, su ihtiyacını evin yakınındaki doğal su kaynağından karşıladıklarını ifade ederek, yetkililerden yardım istedi.
Haber: AA






