Zerin Aslandoğan: Gündemi „örtbaş“ etmek…
Son zamanlarda Türkiye gündemi türban ile „örtbaş“ edilmeye çalışılıyor gibi.
Üniversite kapılarında türban ile içeriye alınmayan „magdur kızlarlarımızdan“ bahsediliyor. Bir yandan türbanın üniversiteye girmesi ile birlikte kamplaşmanın baslayacağını düşünenler, diğer taraftan, nasıl olsa er yada geç türbanı üniversiteye sokacağından emin bir şekilde kampüsteki çay bahcesinde farklı din ve dünya görüşünden öğrencilerin bir arada oturduğunu hayal eden ve Türkiye´nin son zamanda geriye doğru gidişhatına „Gülen“ler…
Her vatandaşın kendi ülkesinde belli haklara sahip olması elbette çok doğal. Ve eğer bu haklar Türkiye Cumhuriyeti´nin Anayasası´nda din ve vicdan hürriyeti olarak güvence altına alınmış ise o zaman kimse bunu engelleyemez (Türban ne kadar din ile alakalı, o da ayrı bir soru). Fakat bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti Laik bir ülkedir. Her ne kadar bu durumdan rahatsız olanlar olsa da, bu böyledir. Laiklik, din karşıtı bir düzen demek değildir. Tam aksine, insanların dindarlığını farklı amaçlar icin kullanan dinci yönetim şekiline karşı bir düzendir. Belkide en cok dindar insanları düşünülerek seçilmistir Laik Cumhuriyet düzeni.
devamı….
Peki neden bu kadar karşı çıkan var türbanın üniversiteye girmesine? Bir parça kumaş bu kadar mı rahatsızlık veriyor birilerini? Yoksa türban konusu bir kumaş parçası olmaktan öte, farklı bir „misyon“ mu amaçlıyor? Evet. Eğer Türkiye´nin şuan dünya sahnesindeki önemli rolü kıskanılmasaydı ve birileri tarafından, yeni perde açılmadan, senaryo değiştirilmeye çalişmasaydı, türban hiçte bu kadar tepkiye yol açamayacaktı…
Yeni meclisin kurulmasıyla birlikte, hatta daha da önce, ilk ele alınan konu Anayasa´nın değistirilmesi oldu. Ve söz konusu değişiklik herhangi bir değişiklik değil, Anayasa´nın temel değeri olan Atatürk ilke ve inklaparını ortadan kaldırma çabası oldu…
Ve bu yüzden türban konusunda samimi olunduğuna birtürlü inanamıyorum. Üniversiteye türbanın girmesi üni-forma düzeninin gelmesi demektir. Bu da karşı devrimi çağrıştırıyor. Sadece yüksek öğretim icin geçerli bir „özgürlük“ hakkı olarak kabul edilecegine ne kadar inanıyorsunuz? Üniversiteyi türban ile okuyan, daha sonra mezun olan ve kamu´da görev yapmak isteyen birisine „bu hak size dört yıllığına tanınmıştı“ görev almak için türbanınızı çıkartmalısınız“ mi denilecek? Islam dini ve türk kültürü ile hiç bir alakası olmayan türban, kimin sorunudur? Tartışılmak bir takım işler isteniliyor ise, ozaman konu öncelikle bu olmalı…
Değerli Uğur Mumcu yapmış olduğu bir konuşmasında 1983 yılının rakamlarına göre Diynanet Işleri Bakanlığı´nın 46bin personelinin 23bininin ilk okul mezunu, Ilahiyat fakültelerinden, Islam enstitülerinden mezun olanların ise, daha sonra Imam Hatip olarak çalısmadığını, siyasi bilimler, Hukuk fakültelerine girip hakim, savcı, kaymakam olduklarını söylüyor. Yapılan bir araştırma kaymakan yetiştiren bölümünün 41%´inin imam hatip kökenli olduğunu gösteriyor. Hukuk fakültesinde olupta, daha önce imam hatipte okuyanlara burs veriyorlar. Burs verilen öğrenciler de sınavsız yargıç ve savcı oluyorlar… Üniversite eğitimi paralı verilmek isteniyor.
Yorumunu size bırakıyorum….
ErenlerMeydani.com Alevi Haber/Zerin Aslandoğan (01/02/08)






