May
29th

Doğan’a Viyana’da renkli karşılama

Files under Alevi Haber Merkezi, Alevi Haber-Gündem, Alevi Kurumları, Haberler | Posted by Alevi Haber

Prof. İzzettin Doğan, Viyana’da Çiçeklerle karşılanacak.

Viyana Alevi Kültür Birliği Derneği’nin (VAKB) davetlisi olarak Almanya Dedeler Kurumu Başkanı Sn. Cafer Kaplan ile birlikte ‘Aleviliğin Dünü, Bugünü ve Yarını’ içerikli açık oturuma katılcak olan Cem Vakfı Başkanı Prof Sn. İzzettin Doğan, Viyana Havaalanı’nda Çiçeklerle karşılanacak.

Prof. Doğan, Ailesini, Ocağını ve Alevi inancındaki yerini bilenler tarafından elbette coşku ile karşılancak. Bunun böyle olması da gayet doğal. Zira Prof. Doğan aşağıda kısaca değineceğimiz sebeplerden ötürü Aleviler için zaten bir sembol. Havaalanında gereksiz bir trafik karmaşası yaşanmaması ve yoğun ilgi görecek olan Prof. Doğan’ın huzuru için VAKB Görevlileri, Sn. Doğan’ın gelişine yönelik bir karşılama kampanyası düzenlemediler.
Ancak bir kesim varki bunlar Prof. Doğan’ın gelişini bir türlü içine sindiremediler. Avusturya’da bunların başını AABF başkanı Mehmet Ali Çankaya çekiyor. Çankaya, basına verdiği ve Almanya ABF’ye ait http://www.alevi.com/haberler+M5d9543ab427.html linkinde de yer alan açıklamasında “Dialog ve birlik, tek yanlı dayatmalarla olmaz’ buyurmuş. İçinde bulunduğumuz kurumda görüş ayrılığı yaşadığımız kişilere yönelik Basın üzerinden mesaj verme yöntemine şimdiye baş vurmadım. Ama “Dialog ve birlik, tek yanlı dayatmalarla olmaz’ sözleri ile bize tebessüm uyandıran Sn. Çankaya madem bunu başlatmış, yanlışlarının bir kısmını ele alarak yanıl(tıl)dığı noktaları düzeltmek zorunlu oldu. Keşke Sn. Çankaya başkaları için telkinde bulunduğu bu güzel sözlere kendisi asgari düzeyde uyum göstermiş olsaydı da bu gerilimler olmasaydı.
Etkinlik ile ilgili olası yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için sorumluluk duyarak bu açıklamayı yapmak zorunluluğu duydum.

Dernek Yönetim Kurulu Sn. Çankaya’nın da dediği gibi ilk başta 4 kişi kişiyi (Prof. Sn. İzzetin Doğan, Sn. Cafer Kaplan Dede, Alevi Akademisi Başkanı Sn. Mustafa Düzgün, Yazar Sn. İsmail Kaygusuz) davet edecekti. Bu konuda bir kaç arkadaşımız kendi açılarından girişimlerde bulunmuşlardı. Davetle ilgili gerek isim tespiti ve gerekse konu içeriği, Üyelere yönelik yapılan bir toplantıda gelen telkinler sonucu Yönetim Kurulunun tamamen kendi bağımsız iradesi ile aldıkları karar sonucu ortaya çıktı.

Federasyon (AABF) baştan beri bu tür etkinliklere karşı çıkarak bazı öneriler sıraladı. Bunlardan biri Turgut Öker’in de davet edilmesi konusu oldu. Yönetim Kurulu bunu kabul ederek iletişim kurmak üzere Sn. Çankaya’yı görevlendirdi. Daha sonra Öker’in zamanı olmadığını ileri sürerek toplantıyı ertele(t)mek isteyen Sn. Çankaya bakınız ne diyor?. ‘Fakat bu kez de, İzzettin Doğan’la çoktan kesinleştirilmiş ve kesinlikle değiştirilemeceği söylenen tarih engeliyle karşılaşıldı. Yani 1 Haziran, değiştirilmeyecek bir tarih olarak ortaya kondu. Turgut Öker’in aynı tarihte, yine çok önemli ve kararlaştırılmış başka bir toplantısı vardı. Bir hafta sonraya alınmasını rica etti. Ama bu öneri bir türlü kabul görmedi. Bize söylendiğine göre, İzzettin Doğan, Ya o tarihte olur ya da olmaz’, diyordu. Sonunda dernek, panelistlerin sayısı ikiye düşürdü.
Toplam 10 kişi içinde konuşulan bir konu çarptırılarak kamuoyuna yansıtılırsa ilk başta konuyu doğru anlatmayan ciddiyetini sorgulatır. Sn. Çankaya’nın yarım saat sonra yanlış olduğu ispatlanacak olan bir açıklamada bulunarak toplumu yanıltmaya çalışmasını anlamak anlaşılır gibi değil. Sonuçta aynı derneğin üyesiyiz ve merak ediyorum Çankaya ile göz göze geldiğimizde ne diyecek?

Halbuki bu tür iletişim ilişkilerini ben sürdürüyordum ve böyle bir açıklamayı Çankaya dışında kimseden duymuş değilim. Sn. İzzettin Doğan’dan Ya o tarihte olur ya da olmaz’ anlamında bir sözün söylenmesi mümkün değildi. Sn. Doğan bizim misafirimizdir. Biz ne zaman davet edersek ve onun da ne zaman vakti varsa gelir bizi ziyaret eder. Sn. Doğan AABF’ye bağlı olan Derneğimizin iç işlerine karışacak kadar çıtayı düşürecek biri de değil.
Ancak bazı etik kurallar vardır ki bunlara dikkat etmek zorundasınız. Bunlardan biri de davetin erteletilme düşüncesidir.
Sn. Doğan’a ‚’…Sizleri sonra davet edelim’ denilmez.

Davet edildiği çeşitli yerlerde binlerce kişi tarafından karşılanan Sn. Doğan’a böyle bir teklifin yapılması yakışık almaz. Sn. Doğan sıradan bir Vakfın başkanı değildir ve içinde bulunduğu konum itibarı ile ona tarih verilmez, ondan ancak randevu tarihi istenebilir. Bu hassasiyet Sn. Doğan’ın ismi ve mesleki etiketi ile ilgili bir olmayıp Ocağı (ailesi) ile ilgili bir durumdan ibarettir. Kaldı ki öyle bile olsa tarih gene değiştirilemezdi. Çünkü etkinliğin yapılacağı yer olan Mozaik Salonu’ndan boş gün almak aylar önceden müracaat etmekle mümkün olabiliyordu. Sn. Çankaya Mozaik GMBH şirketinin de Yönetim Kurulu’ndadır. Bunun böyle olacağını bilmesine rağmen yanıltıcı açıklamada bulunmakla neye hizmet ediyor?

Kaldı ki etkinlik yapmak için bir salonda yer ayırttığınız zaman bunu kullanmadığınız takdirde doğan maddi külfet kimin hanesine yazılacak?
Bütün bunlardan dolayı Sn. Doğan’a ‚’ Sizi başka tarihte davet edelim’ teklifi yapılmasının koşulları oluşmadı. Ancak bu koşullar olsaydı bile aşağıda sıraladığımız gerekçelerden dolayı Sn. Doğan’a bu teklif gene yapılamazdı.

Bilmeyenler için açıklayalım. Alevi Ocaklarının topluca bir araya gelip önemli kararlar aldıkları zamanlar tarihte çok ender yaşanmıştır. Anadolu’da bununla ilgili en kapsamlı Kurultay Şah İsmail tarafından 72 Oymak Beyi ve 40 Seyyit Ocağı ile 1501′de Erzincan’da yapıldı. O tarihten yakın tarihimize kadar bu kadar kapsamlı yeni bir Dedeler (Seyyitler) Kurultayı yapılmadı.

Mustafa Kemal Paşa’nın 1919′da Samsun’a çıkması ve yaptığı Kongreler sonrası Ulusal Kurtuluş Savaşını başlatması ile Anadolu’da Seyyit Ocakları arasında yeni bir hareketlilik başladı. Seyyitler padişah 2. Mahmut döneminde (1826) Vaka-i Hayriye adını verdikleri Alevi / Bektaşi kıyımı sonrası ilk defa yeni bir heyecan ve toparlanma süreci başlattılar. Mustafa Kemal Paşa’nın Sivas Kongresi sonrası Hacı Bektaş Dergâhına uğraması ve Cemalettin Arif Efendi’ye ‚’Cumhuriyet kuracağız’ sözü vermesi sonrası Seyyit Ocakları yeniden bir araya geldiler. 40′ı aşkın Ocak Dedeleri bir araya gelerek bazı önemli kararlar aldılar. Bu kararların içinde en dikkat çekici olanı ise Sn. İzzettin Doğan’ın Babası Sn. Hüseyin Doğan’ın Seyyitler tarafından Mürşit tayin edilmesidir.
Henüz 13 / 14 yaşlarında olan genç Hüseyin Doğan bunun için okutulup yetiştirilecek ve Alevi davasına sahip çıkması sağlanacaktı. Öyle de yapıldı. Sn. Hüseyin Doğan özel öğretmenler / Hocalar / Seyyitler’den ders alarak okutuldu ve 40′ aşkın Seyyit Ocağının Mürşiti olma ünvanı kazandı.

Sn. Hüseyin Doğan’ın oğlu olan Sn. İzzettin Doğan’ın Aleviler arasında kabul görmesinin en büyük nedeni budur. Alevi gelenekleri ve görenekleri (ritüelleri) Mürşitler konusunda ciddi hassasiyetler içerir. Aleviler Mürşitlerini dinler ve önemserler.
İşte Sn. Çankaya’nın önemsemek istemediği önemli ayrıntı burada yatmaktadır. Aleviler Seyyitlerine ve Ocaklarına inançları gereği saygın yaklaşırlar. Sn. İzzettin Doğan yukarıda özelliklerini saydığımız bir aileden gelen Mürşit değil sanki Pancar üreticileri Vakfı Genel Müdürü gibi sorumlulukları üretim ilişkilerindeki yeri ile sınırlı birisi muamelesine tabi tutulmak istenmesi kabul edilir bir davranış değildir.

Sn. Doğan ayrıca çok saygn bir okul olan Galatasaray’dan mezundur. Galatasaray lisesi, türbesi Macarsitan / Budapeşte’de olan Gülbaba’nın (Vefatı 1 Eylül 1541) vasiyeti ile Osmanlı Padişahı 2. Beyazit (Saltanatı 1481- 1512) tarafından yaptırılmıştır. Sn. Doğan Türkiye’nin laik ve modern yanını yansıtan Uluslararası ciddi bir bilim adamıdır. Bundan dolayı da gerek ülke içinde ve gerekse yurt dışında Alevilik denildiğinde ilk akla gelen kişilerden olması gayet doğru teşhistir.
Bütün bu nedenlerden dolayı Sn. Doğan’ın sıradan bir bilim adamı veya her hangi bir Vakıf başkanı muamelesine tabi tutulmaya çalışılması son derece yanlış ve bir o kadar da Alevi öğretisine uzak bir yaklaşımdır. Sn. Çankaya’nın bunları bilerek üyesi olduğu Dernek çalışmalarını değerlendirmesi çok daha doğru olurdu.
Sayın Çankaya ayrıca Almanya Dedeler Kurumu Başkanı Sayın Cafer Kaplan’ın AABF tarafından disipline verileceğini ima etmesi bardaği taşıran bir açıklamadır. Sn. Çankaya Alevi öğretisine ve ritüellerine o kadar mesafelidir ki, sarf ettiği kelimelerin ne anlama geldiğini bilmiyor olmalı.

Evet, Viyana’da daha önce bir Dede benim de önerimle Disiplin Kuruluna verilmişti. Ancak Bay Çankaya burada da konuları bir birine karıştırıyor. Hz. Ali’nin güzel bir sözü vardır. ‚’Yol cümleden Ulu’dur’ buyururlar. O yol ile ilgili kişi hata yapıyorsa bu saygın bir Dede bile olsa tenkit edilir ve gereği yapılır. Halbuki burada Cafer Kaplan Alevilikle ilgili açık oturum yapmak istiyor ve ve siz onun ‚’Aleviliği anlatmasına engel ‘ olmak istiyorsunuz. Oturup bir düşünün ve nereye savrulduğunuzu bir görmeye çalışın.
Ancak biz Aleviler İnancımızla ilgili sorumluluk duyan insanlarız. Her halükârda Dedeler Kurumunun ve bu Kurum şahsında

Dedeliğin yıpranmasını doğru bulmayız.
Bundan dolayı bir Alevi Dedesinin ‚’Aleviliği anlatıyor’ diye Ham Ervah tarafından disipline verilmesini içimize sindirmeyiz. ‘Sözüm İkrarımdır. Açık Oturuma geleceğim’ sözünden dolayı kendisini önemsediğimiz bir Dedenin şahsında Dedeliği tartışma alanı yapmayız. Bu vesile ile Sevgili Cafer Kaplan Dedeyi daha uygun ortamda dinlemek üzere üzerindeki baskıyı kaldırıyor ve açık oturuma katılmayıp şimdilik İstirahat etmesini tavsiye ediyoruz.
Sayın Çankaya’nın yer verdiği diğer yanlışlara değinmeyi ve düzeltmeyi konumuzdan sapmamak için saklı tutuyor ve şimdilik yanıtlamıyoruz.
Sayın Çankaya’ya ayrıca söylediği ‚’Bu panel olursa ben istifa ederim’ sözünü hatırlatır, Avusturya’da Alevi toplumunu neden bu kadar karşısına aldığı konusuna sakin bir ortamda yanıt bulmasını tavsiye ederim.

Kazım Balaban /Habercem.com

Yorum yapın