Haz
21st

CEM Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan önemli açıklamalar yaptı.

.

CEM Vakfı Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan önemli açıklamalar yaptı.


Prof. Dr. Mehmet Ali Kılıçbay’ın hazırlayıp sunduğu ‘Cumhuriyet’in Bekçileri’ adlı programa katılan CEM Vakfı Genel Başkanı
Prof. Dr. İzzettin Doğan gündeme dair merak edilen konularla ilgili canlı yayında soruları yanıtladı.

İzzettin Doğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle;

Doğan: Türkiye’de bütün kusurlarına rağmen demokrasi kuralları işletilmeye çalışılıyor ama çok öenmli bir noksanla: Alevilerin olmadığı haliyle bir demokrasi kurulmaya çalışılıyor. Türkiye’de 25 milyonu aşan Alevi nüfusu Türkiye’nin hukuk sistemi içinde devre dışı bırakılıyor. 25 milyonluk bir toplumu yok sayarak demokrasi olmaz. Böyle bir garabet başka bir ülkede yok.

Güney Afrika’daki ırk ayrımcılığı, bizde mezhep ayrımcılığı şeklinde görülüyor. Aleviysen bakan olamazsın, orgeneral olamazsın, müsteşar olamazsın. Böyle demokrasimi olur. Yurttaşların yasalar önündeki eşitliği fiilen gerçekleşsin, demokrasi o zaman olur.

AKP’nin demokrasi söylemi bir yalandan ibarettir. Halkın ve uluslaraarası kamuoyunun gözüne baka baka Aleviler’i bir kenara koyarak demokrasi vardır diyorlar.

Aleviler İslam dışıdır gibi ipe sapa gelmez lafları söyleyenleri ciddiye almamak gerekiyor.


Kılıçbay: Aleviler neden haksızlıklar karşısında çok yumuşak davranıyor?

Doğan: Hz. Ali’nin bir sözü var: Siz bin kez zulme uğramış olsanız dahi siz bir kişiye zulmetmeyiniz. Bu söz Hacı Bektaşi Veli’de ‘İncinsende incitme’ sözüyle tezahür ediyor. Aleviler’in İslam anlayışında hoşgörü vardır.

Kılıçbay: AKP kapatma davasına ne diyorsunuz?

Doğan: Şimdi demokrasilerde parti kapatma olmaz diyorlar. Demokrasilerinde kendilerini koruma hakkı vardır. Avrupa İnsan Hakları Antlaşması’nında böyle bir madde vardır. Anayasa Mahkemesi karar aşamasına geliyor. Mahkemeyi yurtdışından da etkileme çabası var.

Kılıçbay: Anayasa Mahkemesi’nin 2 üyesi hukukçu değil. Biriside Başkan. Bu nasıl oluyor?

Doğan: Ben size Danıştay’dan örnek vereyim. Hukuk kökenli olmaları aranmaz. İdarenin işlemleri çok karışık olduğu için çeşitli meslek gruplarından insanları görürsünüz. Anayasa Mahkemesi üyeleri de öyle. Gelişmiş ülkelerde de üyeler sadece hukukçulardan oluşmaz. Sosyologlar, filozoflar üyeler arsındadır. Toplumun gidişatını gözlemlemeleri gerekir. Hukukçularda hukuki yönüne bakar.

Kılıçbay: İzzettin Abi siz Fethullahçı mısınız? Vatan Gazetesi’nde çok tartışılan bir röportajınız çıktı.

Doğan: Gazetecinin tüm yazdıkları doğrudur. 3 saatten fazla sürdü bu röportaj ve giderkende ayağa kalkınca hocam bir soru daha sorabilir miyim dedi. ‘Hocam Fethullah Gülen’le tanışıyor musunuz’ dedi. Bende tanışıyoruz,
10 - 12 yıl önce görüşmüştük dedim. Ziyaretime geldi. Görüştük. Daha çok ben konuştum o dinledi dedim. Gazeteciye ‘Türkiye’yi bir süreç içinde İslam devletine dönüştürmeyi düşünüyor’ dedim. Yurtdışı olayını sordu. Ben de Nazım’a yapılanlar artık başka Türk yurttaşlarına yapılmasın dedim. Bu tür yanlışlara düşülmesin dedim. Kim olursa olsun Nazım olsun, Fethullah Hoca olsun ülkesine gelmek istiyorsa gelmesi lazım. Bu ülkenin yasalarına göre suçu varsada gelir yargılanır. Doğrusu budur. Temel haklar ve özgürlükler bunu gerektirir. Fethullah Hoca’nın fikrini benimsemiyorum ama herkesin fikir özgürlüğü vardır.

Bu olay üzerinden daha çok Almanya’da örgütlenen bir federasyon bize saldırıda bulundu. Alevilerin, Alevilikle ilgili ihtiyaçlarıyla ilgilenmeyen bir topluluk haline getirdiler o federasyonu. Onlar Alevilik İslam dışı diyor. Alevilik İslam dışı deyince Alevilik diye birşey kalmaz ortada. Onların bize karşı tavırları oldu. Halk onlardan uzaklaşıyor İslam dışıdır deyince. Turgut Öker‘in sizi federasyondan atarım tehditlerine rağmen o federasyondan bizi Viyana’da dinlemeye geldiler. Şimdi Aleviler kendilerinden uzaklaşınca İzzettin Hoca’yı nasıl yıpratırız diye fırsat kolluyorlar. Zaman zaman araya insan koyup benimle görüşmekte istediler. Alevilerin İslam’ın içinde olduğunu kabul etsinler ben onlara destek olacağımı söyledim. Ancak onlar din üzerinden siyaset yapıyor.
Bu arkadaşlar siyaset yapmak istiyorlar. Kendilerine söyledim. Siyaset yapmak istiyorsalar siyasi partilere gitsinler. Hatta kendileri CHP’ye de gitmişler. Ama CHP’den kabul görmediler.

Kılıçbay: Siz sağcı mısınız?

Doğan: Ben ne sağcı oldum ne solcu oldum. Aleviliğin içerdiği değerler bana yetti.

Kılıçbay: Diyanet İşleri Başkanı ‘Cemevleri ibadethane değildir’ dedi..

Doğan: Sadece Diyanet İşleri Başkanı değil Başbakan’da aynı şeyi söyledi. Berlin’de
‘Aleviler Müslümansa camiye gelsin’ dedi. Böyle birşey olabiril mi?

Kılıçbay: Avrupa’da olsanız sağcı mı olurdunuz solcu mu?

Doğan: Yine ne sağcı olurdum ne solcu olurdum. Alevilik yine bana yeterdi. İllede bir sıfat koymak gerekiyorsa sosyal demokrat olurdum. Çünkü Aleviliğe en yakın değerler siyasal olarak o sistemde.

Kılıçbay: Türkiye’de Hanefi ve Sünni değilseniz hiçbirşeysiniz. Bu gayrimüslimler, inançsızlar içinde geçerli. Hrant arkadaşımızın başına gelenler bunun kanıtı

Doğan: Türkiye’de dinamik Atatürkçülük lazım. Atatürkçülüğün kendisi dinamiktir zaten. Atatürk fevkalede pragmatik açıdan meselelere bakan, çözüm neyi gerektiriyorsa o yöntemi izleyen bir kişiydi. Bunun en önemli örneğide Sümerbank’tır. Sermaye sınıfı olmayan bir toplumda ne yapacaktı Atatürk.

Kılıçbay: Aleviler ne zaman daha birlik olacak?

Doğan: Bu birliği hiçbir zaman yaptırmazlar. Bu kadar büyük bir topluluğu hep bölmek isteyeceklerdir. İçeridende bu birliği bozmak isteyenler var ama tabiki farklı seslere karşı değiliz, bunlar fayda bile sağlayabilir.


İzzettin Doğan CHP’ye neden oy verdi?

Doğan: Alevi sorunlarını çözebilecek siyasi akımlar genelde sosyal demokrasiyi savunan akımlardır. Milli akımlar daha bağnaz, tutucu akımlardır.

Oyumun rengini hiç saklamadım. Ben kimseye şu partiye oy verin demem. Ama vatandaş yolumu çevirip soruyor: Hangi partiye oy vereceksiniz? Bizde o partiye oy vereceğiz diyor. Ben oyumun rengini ve gerekçesini de vatandaşa söylerim…

CHP’nin halen Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olarak ağır sorumlulukları var. Bu sorumlulukları tam olarak taşıyabilecek kadrolara sahip olmasa bile en doğru noktada durmakta direndikleri için ve Alevi sorunlarını çözebileceğini düşündüğümden oy verdim ve CHP’de bu yönde gelişmeler var. Örneğin CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın Çankaya’daki cemevi açılışına katılması gibi.

Haber: WWW.HABERCEM.COM

Yorum yapın