Alevi Haber Merkezi
May
11th

“HANGİ SÜNNİLİK ” KİTABI HAKKINDA

Mustafa Cemil Kılıç : “HANGİ SÜNNİLİK ” KİTABI HAKKINDA

Değerli Okurlar;

” Hangi Sünnilik ” adını verdiğimiz yeni kitabımız Etik Yayınları’ndan çıktı. Kitabın tanıtımı ve okuyucuya ulaşması en az yazılması kadar yaşamsal önemdedir. Bu cümleden olarak söz konusu kitabımız hakkında kimi bilgiler vermek istiyorum.

Alevi inancının temellerine yönelik yoğun bir biçimde sürdürülen teolojik saldırılara karşı, yükselmekte olan savunma zeminine katkıda bulunmak amacıyla kitaplaştırdığımız bu çalışma, aynı zamanda pek çok konuyu da ilk kez gündeme getirmesi bakımından öne çıkmaktadır.

Bu kitapta, Aleviliğin teolojik anlamda bağımsız bir inanç olduğu söylemi en yalın haliyle ortaya konulmaktadır. Teolojik bağımsızlığın idrakine giden yolun, karşıt yada rakip teolojilerden yönelen mütecaviz sorulara yanıt oluşturma uğraşısından geçtiği bilinmelidir. Bundan dolayıdır ki, bu çalışmada Aleviliğin gerek itikadi gerekse ameli yönlerine ilişkin kimi çözümlemeler yapılarak karşıt teolojilerin saldırılarına yanıt verilmektedir. Haberin devamını oku…»

Nis
13th

Alevi Köylerine Yapılan Camiler, Cem Evine Çevrilmelidir!

Mustafa Cemil Kılıç : Alevi Köylerine Yapılan Camiler, Cem Evine Çevrilmelidir!

Alevileri asimile etme yöntemleri arasında yer alan en etkili yollardan biri de Alevi köylerine cami yaptırılması faaliyetidir. Yüzyıllardır cami ve ezan bilmeyen Alevilere içlerinden devşirdikleri işbirlikçiler yoluyla camiyi ve ezanı dayatma saygısızlığı, pervasızlığın tiksindirici bir boyutu olarak karşımızda durmaktadır.

Bin yıldır Arap Emevi emperyalizmine karşı direnen halkımızın son direniş kaleleri olan Alevi köyleri bir bir teslim alınıyor. Arap Emevi ibadethanesi CAMİLER yoluyla Alevi köylerine sokulmakta olan Vahhabi anlayış Milli kimliğimizin düşmanıdır. Bin yıldır anadilinde ibadet eden Alevilere camiler yoluyla Arapça ezanı dayatan zihniyet, yüzlerce yıl önce Horasan’da yüz binlerce mazlum Türkmen’i katleden Emevi işgal komutanı KUTEYBE’nin kılıçla yok edemediği Türkmen kimliğini bu defa başka yollarla ortadan kaldırmaya çalışan zihniyettir.

Haberin devamını oku…»

Mar
21st

M. Cemil Kılıç : MEB’in Anlattığı ALEVİLİK Değil !

M. Cemil Kılıç : MEB’in Anlattığı ALEVİLİK Değil !

MEB, sonuçlanan ve sürmekte olan kimi davalar ve toplumdan yükselen baskılar nedeniyle 12. sınıf Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarına Alevilik fasikülü koyuyor. Kitapta anlatılan Alevilik, Alevilerin kabul edebileceği bir Alevilik değildir. Aleviliğin TASAVVUFİ YORUM tanımlamasıyla ele alınması ve ritüellerinin tarikat ritüeli olarak sunulması bilimsellikten uzaktır. MEB’in tanıtmaya ve anlatmaya çalıştığı şey Alevilik değil, tam tersine Alevilik adı altında Sünni ibadet ve inancının Alevi inancı üzerinde egemenliğini tesis çabasıdır. Alevi ritüellerinin ikincil ritüeller olduğunu benimsetme hedefine yönelik bir dil kullanılarak Alevilik; Sünniliğin alt yorumu noktasına itilmeye çalışılmaktadır.

Kitapta cem, semah, Muharrem matemi vb. Alevi ibadetleri kültürel ve folklorik bir unsur olarak anlatılmaktadır. Oysa bu doğru bir yaklaşım değildir.

Alevi ritüelleri tıpkı Sünni ritüelleri gibi birincil ibadetlerdir.

Sünnilikte namaz neyse Alevilikte cem ve semah odur.

Sünnilikte nasıl Ramazan orucu varsa Alevilikte Muharrem matemi ve Muharrem orucu vardır.

Sünniliğin ibadet yeri nasıl camiler ise Aleviliğin ibadet yeri de cem evleridir.

Haberin devamını oku…»

Şub
22nd

Mustafa Cemil Kılıç : Hangi Sünnilik?

Mustafa Cemil Kılıç : Hangi Sünnilik?

cemilkılıcSÜNNİ MEZHEPLERİN KİMİ ÇELİŞKİLERİ TEMELİNDE SÜNNİ İNANCA İLİŞKİN ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME

Egemen din anlayışını temsil eden akımlar karşısında muhalif dinsel görüşler daima savunma merkezli bir mücadele içinde bulunurlar. Kendi inanç kimliklerine yönelik mütecaviz sorulara yanıt vermekten, muhataplarına soru sorma vakit ve olanağını neredeyse bulamazlar. Bu konuda elbette ki istisnai durumlar mevcuttur. Ancak ana görüntü kuşkusuz budur.
Alevi inancının temsilcileri, egemen din anlayışını temsil edenlerce sorulan sorulara yanıtlar oluştururken savunmacı çizginin ötesine geçmemeye dikkat etmekle elbette ki doğru bir yol izlemektedirler. Zira, benzer bir tutum sayısal azlık ve iktidar gücünden yoksunluk nedeniyle yine Alevilerin zararına yol açacaktır. Fakat bu durum, kimi zaman başlı başına bir zaafiyet göstergesi olarak da değerlendirilebilmektedir.

devamı…

Haberin devamını oku…»

Şub
18th

Mustafa Cemil Kılıç: Mum Söndü Denilen İftira Hakkında Bir Kaç Söz

Mustafa Cemil Kılıç: Mum Söndü Denilen İftira Hakkında Bir Kaç Söz
Sosyolog Mustafa Cemil Kılıç'ın Son Yazısına gitmek için tıklayınızTürk ulusunun ayrılmaz bir parçası olan Alevi Türkmenlerin yüzyıllardan beri maruz kaldığı iğrenç aşağılama ve iftiralardan biri de ” Mum Söndü” safsatasıdır. Söze konu iftira, ben Türküm, ben insanım diyen herkesi derinden yaralamalıdır. Bu iftiranın arkasında Ümmetçi İslamcı yobaz sözde din adamları bulunmaktadır. Emevi kafasıyla dine yaklaşan bu sözde din adamlarının verdiği fetvalarla bir dönem Anadolu’da Alevi Kızılbaşlara yönelik büyük katliamlar gerçekleştirilmiş, haklarında ana bacı tanımaz şeklinde iğrenç söylentiler üretilmiştir. Egemen din anlayışının temsilcilerinin sayıca azlıkta olanlar hakkında bu türden iftiralar ortaya atması hemen hemen tüm toplumlarda mevcuttur.

devamı…

Haberin devamını oku…»

Şub
17th

Mustafa Cemil Kılıç: Tek bir Alevilik vardır

Mustafa Cemil Kılıç: Tek bir Alevilik vardır
cemilkılıcYüzyıllardır baskı, sürgün, katliam ve başkaca her türlü yol kullanılarak sindirilmek istenen Alevilik, nihayet tam yok oldu denilirken yeniden doğuyor. Kim ne derse desin günümüzde Alevilik açısından tam bir rönesans yaşanıyor. Bu rönesansı engellemek artık hiç bir biçimde mümkün değildir. Ancak yine de Alevilik karşıtlarının son bir hamle ile ona kendi inançsal ve siyasal kimlikleri doğrultusunda yön verme çabalarının yaşanmakta olduğu da yadsınamaz. Biz buna “Aleviliği başkalaştırma çabaları ” diyoruz. Söz konusu başkalaştırma çabalarının dayandığı en önemli savlardan biri de Aleviliğin homojen olmadığı / birden fazla Aleviliğin olduğu savıdır. Kesinlikle biliyoruz ki, son tahlilde bu çabalar da başarılı olamayacaktır. Çünkü Aleviliğin sarsılmaz kimliği kendini her çeşit yozlaşmanın olumsuz etkisinden koruma gizilgücüne / potansiyeline sahiptir. Bu gizilgüç, Aleviliğin dinamizminin de bir parçası olarak görülmelidir. Özün korunması çerçevesinde Alevi inanç ve kültürü devingenliğinin doğal sonucu olarak kendini modern ve kentsel koşullara uyarlamaktadır.

devamı…

Haberin devamını oku…»

Şub
10th

Mustafa Cemil KILIÇ : Alevilerin namazı cem ibadetidir, Başka namaz bilmeyiz

Mustafa Cemil KILIÇ : Alevilerin namazı cem ibadetidir, Başka namaz bilmeyiz

Sünni ve Şii misyonerler tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen en önemli tacizlerden biri de namaz ibadeti ile ilgilidir. Buna göre Sünni ve Şii kimi çevreler, gerçeğin hilafına, bilinen şekil ve kalıplara dökülmüş namazı İslam’ın bir buyruğu olarak gördüklerinden, Alevileri kendi anladıkları biçimiyle namaz kılmadıkları ve böyle bir şekilsel zorunluluğu kabul etmedikleri için tekfir etmekte yahut cehaletle suçlamaktadırlar. Oysa gerçek bambaşkadır. Hiç kuşku yok ki, bu gerçeği savunmak konusunda Alevi inanç ve kültürü gereken donanıma sahiptir. Biz bu çalışmamızla o donanımı gözler önüne sermek istiyoruz.
Öncelikle namaz sözcüğünü semantik açıdan / anlambilimsel olarak inceleyelim.

Namaz bilindiği üzere Farsça bir sözcüktür. Aslı “ Nemaz” dır. Sözlükte dua, yalvarış, yakarış gibi anlamlara gelmektedir. Sözcüğün Farsça olmasından da anlaşılacağı üzere Kur’an’da namaz sözü geçmemektedir. Bunun yerine aynı anlama gelen Arapça bir sözcük mevcuttur. Namazın Arapça’daki karşılığı “ salat “ ifadesidir.

“ Salat ” ifadesini temel alarak namaza kanıt arayan Sünni ve Şii bilginler yer yer salat sözcüğü dışında başka sözcükleri de kendi teolojik tezleri paralelinde aynı anlama gelmek üzere yorumlamaktadırlar.

Bu sözcükler; tesbih / yüceleme, zikr / anma, sabah kur’an’ı / sabah okuması vb.dir. Bu sözcükler; bilinen haliyle şekle dökülmüş namaz anlamına gelmediği halde o anlama geliyormuşçasına kullanılmaktadır.

Haberin devamını oku…»

Şub
6th

Mustafa Cemil Kılıç: Diyanet İşleri Başkanlığı, “Alevi Bektaşi Klasikleri” ve Aleviliğin Teolojik Koordinatları

Mustafa Cemil Kılıç: Diyanet İşleri Başkanlığı, “Alevi Bektaşi Klasikleri” ve Aleviliğin Teolojik Koordinatları

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), 3 Mart 1924 tarihinde “ Şer’iye ve Evkaf Vekaleti “nin kaldırılmasının ardından 429 sayılı kanunla Başbakanlığa / Başvekalete bağlı olarak kurulmuştur. Bütçesi de Başbakanlığa dahil edilmiştir.

Ulusal Mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, yönetsel deneyimi olan ve uzun zaman Ankara Müftülüğü görevinde bulunan Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilmiştir. En yüksek devlet memuru maaşı alan Diyanet İşleri Başkanına, bakanlara verilen kırmızı plakalı bir makam aracı tahsis edilmiş ve protokoldeki yeri de bu özelliklere göre belirlenmiştir.
Börekçizade Mehmet Rıfat’ın başkanlığındaki kurum, Türkiye Cumhuriyeti’nin laikleşme sürecindeki düzenlemelerde yaşamsal bir görev üstlenmiştir.

devamı…

Haberin devamını oku…»

Oca
17th

CEMEVLERİ CAMİLERLE EŞİT STATÜDE OLMALIDIR…

Mustafa Cemil Kılıç:

Cemevleri camilerle eşit statüde olmalıdır…

Cem evlerinin ibadethane kabul edilip edilmemesi yönündeki tartışmaların sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için bilinmesi gereken kimi gerçekler vardır. Bu konuda tarafların bulundukları konum politik manevralara açık bir görünüme sahiptir. Egemen din anlayışının temsilcisi konumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri İslam’daki resmi ve genel ibadet merkezinin camiler olduğunu, bu mekanların dışındaki yerlerin ise ikincil ve özel ibadethane olabileceğini, ancak hiçbir zaman cami dışındaki yerlerin camilerle eşit statüde olamayacağını ısrarla vurgulamaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığının ve onun güdümündeki hükümetin cem evleri için tasarladığı statü bir tarikat merkezi hüviyetini içermektedir. Bu aynı zamanda Aleviliği de bir tarikat konumuna itmeyi ihtiva etmektedir. Cem evlerinin bir tarikat merkezi olarak kabul edilmesi Aleviler ve Alevilik için tam anlamıyla bir felaket olacaktır. Bu asla kabul edilmemelidir.

devamı…

Haberin devamını oku…»


.

cat3.jpg