Sinan Boztepe : “Nur-u Kandil Ali”

Bir doğum düşün, o doğumla cihan rahmete boğulsun.
Bir doğum düşün, dertlere merhem olsun.
Bir doğum düşün ki gelişi bizlere bayram, zalime zindan olsun. Doğan o nura, ALİ dedi güzel Enbiya…
Beklemekteydim seni, cehaletin karanlığı basmıştı dört bir yanı ve ağlamaktaydı çaresizlikten yanan yürekler. Bir kurtarıcı beklemekteydi âlem, yalnız, bir başına ve ıssız idim, el açtım karanlık bir gecenin orta ıssız yerinde…
Ve bir ışık belirdi, öyle bir ışık ki karanlığı delercesine, günlerden Nevruz, aylardan Mart’tı. Kaldırdım başımı semaya doğru, gözlerim kamaşmış, bakamıyordum ansızın doğan ışığa. Sevinçten damla damla yaşlar birikmekte gözlerimde. Didelerimden yuvarlanmakta kederim. Kelimeler düğümlenmiş figan ile yanan boğazıma…
Bedenim kas katı kesilmiş, semaya uzanan ellerim titremekte. Dişlerim birbirine vurmakta, bakırcı çekici misali dövmekte damağımı. Haykırmak istiyorum dört bir yana adını. Seni haykırsam; ıssız çöllere, derin kuyulara, akan sessiz ırmaklara seni. Ve adını haykırsam bozkırlara, susuz derelere ve derin vadileri inletsem avazımla. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Mustafa Cemil Kılıç : “HANGİ SÜNNİLİK ” KİTABI HAKKINDA
Değerli Okurlar;
” Hangi Sünnilik ” adını verdiğimiz yeni kitabımız Etik Yayınları’ndan çıktı. Kitabın tanıtımı ve okuyucuya ulaşması en az yazılması kadar yaşamsal önemdedir. Bu cümleden olarak söz konusu kitabımız hakkında kimi bilgiler vermek istiyorum.
Alevi inancının temellerine yönelik yoğun bir biçimde sürdürülen teolojik saldırılara karşı, yükselmekte olan savunma zeminine katkıda bulunmak amacıyla kitaplaştırdığımız bu çalışma, aynı zamanda pek çok konuyu da ilk kez gündeme getirmesi bakımından öne çıkmaktadır.
Bu kitapta, Aleviliğin teolojik anlamda bağımsız bir inanç olduğu söylemi en yalın haliyle ortaya konulmaktadır. Teolojik bağımsızlığın idrakine giden yolun, karşıt yada rakip teolojilerden yönelen mütecaviz sorulara yanıt oluşturma uğraşısından geçtiği bilinmelidir. Bundan dolayıdır ki, bu çalışmada Aleviliğin gerek itikadi gerekse ameli yönlerine ilişkin kimi çözümlemeler yapılarak karşıt teolojilerin saldırılarına yanıt verilmektedir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Murat KANTEKİN : VAHŞETİ GÖRDÜM!
Arkadaşlarla sözleştik. Önce Şişli’de ya DİSK’te ya da CHP İlçe Örgütü’nde buluşacak oradan hep birlikte, sendikal mücadele veren emekçi dostlara destek olmak için Taksim’e yürüyecektik. 77 1 Mayıs’ında katledilenleri Kazancı Yokuşu’nda anacak, Ata’nın huzurunda saygı duruşuna geçecektik. Hatta açılacak bir iki pankartın sözlerini de bizzat kendim yazdım.
Trafik durumundan ötürü Dolmabahçe’den Taksim’e çıkmak zorunda kaldım. Güya Taksim’den ters istikamete doğru yürüyecek saat 10:30 gibi Şişli’de olacaktım. Beşiktaş İnönü Stadı’ndan itibaren Taksim’e çıkana dek 3 defa polis kordonundan geçtim. Herkes yolda yürüyor, bir yerlere yetişmeye çalışıyordu. Taksim Meydanı’na çıktığımda inanılmaz bir manzara vardı. Geçtiğimiz kış Artvin’den girmesi beklenen “Allahsız gomünisler” yurda girmiş, Taksim’i ele geçirmek üzere idiler. (!) Meydanın etrafı kat kat sarılmıştı. Nasıl oldu ise bir komiser ricamı kırmadı ve benim Taksim meydanını boydan boya kat etmeme izin verdi. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Sinan Boztepe : İslamiyet’te Muaviye’nin Yeri ve Konumu

İşte bu, Allah’ın iman edip makbul ve güzel işler yapan kullarına verdiği mutluluk müjdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden Ehli Beyt’ime sevginizden başka beklediğim hiçbir karşılık yoktur. İşte kim bu sevgi olsun ve başka iyi işler olsun gerçekleştirirse, Biz de onun o iyiliğinin sevap ve mükâfatını kat kat artırırız. Çünkü Allah çok affedicidir, kullarının az işlerini fazlasıyla ödüllendirir. (Şura, 23)
Yazıma başlamadan evvel Allah’ın bize yüce kitabında beyan ettiği emri hatırlatmak istedim. Ben İlahi emre tabiyim diyen her kulun Ehli Beyt’e sevgi duyması fazdır. Sahte sevgi ve muhabbetlerle Hz. Muhammed’e bağlı olduğunu söyleyenler, O yüce zatın Hakka yürümesi ile asıl amellerini ortaya koymuşlardır. Yalan şahadetleri zikreden diller, çok geçmeden Ehli Beyt’e karşı kılıç kuşanmışlar, muhabbeti muhalefete dönüştürmüşlerdir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Mustafa Cemil Kılıç : Alevi Köylerine Yapılan Camiler, Cem Evine Çevrilmelidir!

Alevileri asimile etme yöntemleri arasında yer alan en etkili yollardan biri de Alevi köylerine cami yaptırılması faaliyetidir. Yüzyıllardır cami ve ezan bilmeyen Alevilere içlerinden devşirdikleri işbirlikçiler yoluyla camiyi ve ezanı dayatma saygısızlığı, pervasızlığın tiksindirici bir boyutu olarak karşımızda durmaktadır.
Bin yıldır Arap Emevi emperyalizmine karşı direnen halkımızın son direniş kaleleri olan Alevi köyleri bir bir teslim alınıyor. Arap Emevi ibadethanesi CAMİLER yoluyla Alevi köylerine sokulmakta olan Vahhabi anlayış Milli kimliğimizin düşmanıdır. Bin yıldır anadilinde ibadet eden Alevilere camiler yoluyla Arapça ezanı dayatan zihniyet, yüzlerce yıl önce Horasan’da yüz binlerce mazlum Türkmen’i katleden Emevi işgal komutanı KUTEYBE’nin kılıçla yok edemediği Türkmen kimliğini bu defa başka yollarla ortadan kaldırmaya çalışan zihniyettir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
2 Comments »
Sinan Boztepe : Ben Bu Adamı Tanıyorum?

Yer Akdeniz Üniversitesi, öğrenciler görüşleri yüzünden tartışmakta. Ancak biri var ki; elinde tabanca cellât suratlı biri, körpe gençlerin arasında yaşlı bir gezegen bir meteor gibi dolaşmakta. Çarpacak bir dünya, söndürecek yıldız aramakta.
İlk izlediğimde ekrandan gözlerimi alamadım. Öğrenci desem öğrenci değil, öğretmen desem öğretmen değil, bu kişinin ne işi var okulda?
Bu soru gün boyu zihnimi allak bullak etti. Bu adamı kim oraya çağırmıştı, kim hedef göstermişti buna? Basit bir sağ-sol ağız kavgası büyüye büyüye bıçaklı saldırıya ve nihayetinde tabanların konuştuğu “Kovboy” sahnelerine meydanı bırakmıştı. Saçlar sıfır numara, sakallar birbirine karışmış, en ilginç tarafı alnında bir
Zülfikar. Hz. Ali gibi mert, yiğit, hakkaniyet sahibi, adaletli, eşitlikçi, mazlumdan yana olan bir Velinin kılıcını anlına kazıtıp, Hz. Ali’nin görüş ve düşüncelerinin aksine hareket etmekteki manayı anlayamadım. Neden Zülfikar’ı dövme olarak alnına işlemişti?
Ali gibi yiğidim demek için mi, yoksa Zülfikar gibi sizi keserim demek için mi? Ha, bir de unutmadan adı Ömer bu kişinin. Yani Ali postuna bürünmüş Ömer… Hz. Ali ne olursa olsun cana kıymadı Ömer Efendi! Şu kışkırtmaya bakın hele. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Murat Kantekin : Yol Önderi Olarak Dedelik
İnsanların manevi dünyalarını doldurmak, onları mutluluğa eriştirmek için ortaya çıkan tüm dinler, ister ilahi olsun ister olmasın, mutlaka bir dinsel öndere gereksinim duyarlar. Bu önderler kimi toplumlarda seçicilik yöntemi ile kimisinde de süreğenlik yöntemi ile belirlenir.
İslam’ın Ehlibeyt yorumu olan ve şekilcilikten çok özü ele alan Alevi inancında ise dinsel önderin adı, dededir. Dedeler, topluma dinsel, sosyal, siyasal önderlik yapan kişilerdir. Türk dilinde anne veya babanın babalarına “dede” dense de Alevi yolunda dede kavramı, yol büyüğü, ata, önder anlamlarına gelir. Dedeler, köken itibari ile Evladı Resûl’dur, Seyyittir. Yani dedelerin kökleri On İki imamlar yoluyla, Hz. Ali ve Hz. Fatîma’ya oradan da İslam peygamberi Hz. Muhammet’e dayanır. Hz. Muhammet’in Hakka yürümesinin (632) ardından Hz. Ali’nin halifeliğinin engellenmesi ile ortaya çıkan ayrışımda Ehli Beyt yanlıları Alevi, Ehli Sünnet yanlıları ise Sünni temelli bir yapılanmaya gitmişlerdir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
M. Cemil Kılıç : MEB’in Anlattığı ALEVİLİK Değil !
MEB, sonuçlanan ve sürmekte olan kimi davalar ve toplumdan yükselen baskılar nedeniyle 12. sınıf Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarına Alevilik fasikülü koyuyor. Kitapta anlatılan Alevilik, Alevilerin kabul edebileceği bir Alevilik değildir. Aleviliğin TASAVVUFİ YORUM tanımlamasıyla ele alınması ve ritüellerinin tarikat ritüeli olarak sunulması bilimsellikten uzaktır. MEB’in tanıtmaya ve anlatmaya çalıştığı şey Alevilik değil, tam tersine Alevilik adı altında Sünni ibadet ve inancının Alevi inancı üzerinde egemenliğini tesis çabasıdır. Alevi ritüellerinin ikincil ritüeller olduğunu benimsetme hedefine yönelik bir dil kullanılarak Alevilik; Sünniliğin alt yorumu noktasına itilmeye çalışılmaktadır.
Kitapta cem, semah, Muharrem matemi vb. Alevi ibadetleri kültürel ve folklorik bir unsur olarak anlatılmaktadır. Oysa bu doğru bir yaklaşım değildir.
Alevi ritüelleri tıpkı Sünni ritüelleri gibi birincil ibadetlerdir.
Sünnilikte namaz neyse Alevilikte cem ve semah odur.
Sünnilikte nasıl Ramazan orucu varsa Alevilikte Muharrem matemi ve Muharrem orucu vardır.
Sünniliğin ibadet yeri nasıl camiler ise Aleviliğin ibadet yeri de cem evleridir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
3 Comments »
Murat Kantekin : AKP ve Başbakanın Eylemleri Çerçevesinde “Ben Geliyorum” Diyen Kapatma Davası
“…Durum çok net; Sayın başbakan da biliyor ki, gerek son türban düzenlemesi gerekse de geçmişteki kimi faaliyetleri AKP’nin mevcut anayasal düzenle bağdaşmadığı gerçeğine vurgu yapıyor. Bu örneklerin hepsi Yargıtay’da ki “AKP Dosyası”nda bulunuyor. Bu gerçekten hareket eden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın AKP için kapatma davası açması an meselesi. Bu durumu AKP kurmayları da iyi biliyor. Yine türban düzenlemesinin, Anayasa Mahkemesi tarafından geçmiş kararlarına dayanarak reddedileceği ihtimali de güçlü olarak ortada duruyor.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Sinan BOZTEPE : “Nur-u Kandil Ali”

Bir doğum düşün, o doğumla cihan rahmete boğulsun.
Bir doğum düşün, dertlere merhem olsun.
Bir doğum düşün ki gelişi bizlere bayram, zalime zindan olsun. Doğan o nura, ALİ dedi güzel Enbiya…
Beklemekteydim seni, cehaletin karanlığı basmıştı dört bir yanı ve ağlamaktaydı çaresizlikten yanan yürekler. Bir kurtarıcı beklemekteydi âlem, yalnız, bir başına ve ıssız idim, el açtım karanlık bir gecenin orta ıssız yerinde…
Ve bir ışık belirdi, öyle bir ışık ki karanlığı delercesine, günlerden Nevruz, aylardan Mart’tı. Kaldırdım başımı semaya doğru, gözlerim kamaşmış, bakamıyordum ansızın doğan ışığa. Sevinçten damla damla yaşlar birikmekte gözlerimde. Didelerimden yuvarlanmakta kederim. Kelimeler düğümlenmiş figan ile yanan boğazıma…
Bedenim kas katı kesilmiş, semaya uzanan ellerim titremekte. Dişlerim birbirine vurmakta, bakırcı çekici misali dövmekte damağımı. Haykırmak istiyorum dört bir yana adını. Seni haykırsam; ıssız çöllere, derin kuyulara, akan sessiz ırmaklara seni. Ve adını haykırsam bozkırlara, susuz derelere ve derin vadileri inletsem avazımla.
Ey Nur-u Hakk, haykırsam adını kundaktaki bebeğin temiz kalbine, işlesem seni ilmek ilmek genç bir kızın çeyizi üzerine. Ve yazsam adını gökyüzünün en uzak noktasına.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Murat Kantekin : Hubyar Ocağının Tarihsel Süreci
Ocağın kurucusu olarak Hubyar Sultan
Hubyar Sultan’ın tarihsel sürecinden bahseden bizler, ona “Hubyar” (Farsca: Sevgili dost, can yar) ismini Hace Bektaş-ı Veli’nin (1209/10-1271/3) koyduğunu söylemekteyiz. Gerçeği de böyledir. Horasan’da Yesevi Dergahı’nda Pir Ahmet Yesevi‘nin öğrencisi Lokman Parande‘den ders alan Hace Bektaş’ı Veli ve Hubyar Sultan diğer Horasan Erenleri ile birlikte Anadolu’ya gelmişlerdir. Bu süreçte o zamanki adı Suluca Karahöyük olan (Bugün Hacıbektaş ilçesi) yerde Hace Bektaş-ı Veli, Horasan Erenleri’nin piri olarak onları Anadolu’nun değişik yerlerine göndermiştir. Asıl adı “Ahmet” olan Hubyar Sultan‘a da “Hubyar’ımsın” diye sarılarak onu da görevlendirmiştir. Bu gerçek, Hubyar cemlerinde “Hubyar’ımsın dedi, sarıldı Veli” isimli deyişle hâla vurgulanmaktadır.
Oğuz Türklerinin Beydilli Boyu’nun lideri konumundaki Hubyar Sultan, küçük yaşta Ahmet Yesevi Dergahı’na gelerek orada Pir Hace Ahmet Yesevi’nin öğrencisi ve halifesi olan Lokman Parânde’den ders almaya başlar. 1103 yılında Yesi şehrinde Hz. Ali’nin (598 – 661) oğlu Muhammet Hanefi’nin (öl:700) kız torunlarından Fatma Bibi’den (öl: 1107) dünyaya gelip 1228 yılında yine Yesi’de 125 yaşında Haka yürüyen Ahmet Yesevi’nin dergahta bizzat ilgilendiği yaşı küçük bir seyit olduğu varsayılan Hubyar Sultan’ın asıl adı da Piri gibi Ahmet’tir. Her ne kadar yaygın kanı, Hubyar Sultan’a, “Hubyar” adını Hace Bektaş-ı Veli’nin verdiği yönünde ise de anlatılan bir başka söylencede, bu ismin bizzat Pir Ahmet Yesevi tarafından verildiğidir. Ahmet Yesevi bir gün dergahta cem yürütürken dara duran genç Seyit Ahmet (Hubyar Sultan) sitemden geçerek aklanmıştır. “99 bin Türkistan Ereni’nin Piri” Ahmet Yesevi, Dergahın öğrencisi Ahmet’e, “Bundan sonra senin adın Hubyar olsun” der ve cem evinin ocağında yanmakta olan çam ökseğisini (ocakta alev içinde yanan ağaç) bacadan atarak, “Bu ökseğinin düştüğü yer, Rum diyarında Balışıh yöresi. Git, orayı irşat et ve Sultanlığını kur” der. Bunun üzerine “Hubyar” adını alan seyit Ahmet pirinin elini öperek Rum diyarına yani Anadolu’ya doğru yola çıkar.
Hubyar Ocağının 1. Kuruluş Dönemi
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Murat KANTEKİN : Değerli Başkan Turan Eser,
AKP’nin yaptığı son çalışmalarla ilgili olarak Alevi Kamuoyu’na 07 Aralık 2007 tarihinde yaptığınız çağrı, Alevi kurumları için bir fırsattır. Hemen her konuda farklı düşünceleri olan, birbirlerine tezat arz eder bir şekilde açılımlarda bulunan Alevi kurumlarının, her ne kadar içeride farklılıklar barındırıyor olsa da, dışarı da tek ses olması gerektiği kanısındayım.
Alevi sorununu kendi yöntemleri ile çözmeye çalışan AKP ve onun temsilcileri, Alevilerin temel taleplerini görmezden gelmekte, çözüm yolları yerine karmakarışık adresler göstermektedirler. Bu durum sizlerin de, bizlerin de tüm Alevi kamuoyunun dikkatindedir. Din Dersi müfredatında Alevilik konusunun işlenmesi gündeme geldiğinde nerede ise, “Siz durun. Biz, bize göre yazarız. İstediğimiz gibi de yorumlarız” demeye çalışan AKP’nin Milli Eğitim anlayışı gibi şimdi de AKP’nin inanç anlayışı ortadadır. Yine, Alevi kurumlarına, “Siz durun. Biz yazarız. Siz de kabul edersiniz” denmeye çalışılmaktadır.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Mustafa Cemil Kılıç : Hangi Sünnilik?
SÜNNİ MEZHEPLERİN KİMİ ÇELİŞKİLERİ TEMELİNDE SÜNNİ İNANCA İLİŞKİN ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME
Egemen din anlayışını temsil eden akımlar karşısında muhalif dinsel görüşler daima savunma merkezli bir mücadele içinde bulunurlar. Kendi inanç kimliklerine yönelik mütecaviz sorulara yanıt vermekten, muhataplarına soru sorma vakit ve olanağını neredeyse bulamazlar. Bu konuda elbette ki istisnai durumlar mevcuttur. Ancak ana görüntü kuşkusuz budur.
Alevi inancının temsilcileri, egemen din anlayışını temsil edenlerce sorulan sorulara yanıtlar oluştururken savunmacı çizginin ötesine geçmemeye dikkat etmekle elbette ki doğru bir yol izlemektedirler. Zira, benzer bir tutum sayısal azlık ve iktidar gücünden yoksunluk nedeniyle yine Alevilerin zararına yol açacaktır. Fakat bu durum, kimi zaman başlı başına bir zaafiyet göstergesi olarak da değerlendirilebilmektedir.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
3 Comments »
Murat Kantekin : Başbakan Neden Geriyor?
Başbakan Recep Tayip Erdoğan inanılmaz şekilde gergin. Gözleri öfke saçıyor, konuşurken damarları belirginleşiyor, vurgu tonları, etkili konuşmanın gerektirdiği vurgulardan uzak, direkt hedefe saplanan bir ok keskinliğinde. Kendisine yöneltilecek en ufak bir eleştiriyi bile reddediyor. Bir başbakan sorumluluğunda davranarak kendisine yöneltilen eleştirileri, “Acaba haklılık payı var mı?” diye irdelemek yerine keskin salvolarla karşılıyor.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
3 Comments »
Mustafa Cemil Kılıç: Mum Söndü Denilen İftira Hakkında Bir Kaç Söz
Türk ulusunun ayrılmaz bir parçası olan Alevi Türkmenlerin yüzyıllardan beri maruz kaldığı iğrenç aşağılama ve iftiralardan biri de ” Mum Söndü” safsatasıdır. Söze konu iftira, ben Türküm, ben insanım diyen herkesi derinden yaralamalıdır. Bu iftiranın arkasında Ümmetçi İslamcı yobaz sözde din adamları bulunmaktadır. Emevi kafasıyla dine yaklaşan bu sözde din adamlarının verdiği fetvalarla bir dönem Anadolu’da Alevi Kızılbaşlara yönelik büyük katliamlar gerçekleştirilmiş, haklarında ana bacı tanımaz şeklinde iğrenç söylentiler üretilmiştir. Egemen din anlayışının temsilcilerinin sayıca azlıkta olanlar hakkında bu türden iftiralar ortaya atması hemen hemen tüm toplumlarda mevcuttur.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Mustafa Cemil Kılıç: Tek bir Alevilik vardır
Yüzyıllardır baskı, sürgün, katliam ve başkaca her türlü yol kullanılarak sindirilmek istenen Alevilik, nihayet tam yok oldu denilirken yeniden doğuyor. Kim ne derse desin günümüzde Alevilik açısından tam bir rönesans yaşanıyor. Bu rönesansı engellemek artık hiç bir biçimde mümkün değildir. Ancak yine de Alevilik karşıtlarının son bir hamle ile ona kendi inançsal ve siyasal kimlikleri doğrultusunda yön verme çabalarının yaşanmakta olduğu da yadsınamaz. Biz buna “Aleviliği başkalaştırma çabaları ” diyoruz. Söz konusu başkalaştırma çabalarının dayandığı en önemli savlardan biri de Aleviliğin homojen olmadığı / birden fazla Aleviliğin olduğu savıdır. Kesinlikle biliyoruz ki, son tahlilde bu çabalar da başarılı olamayacaktır. Çünkü Aleviliğin sarsılmaz kimliği kendini her çeşit yozlaşmanın olumsuz etkisinden koruma gizilgücüne / potansiyeline sahiptir. Bu gizilgüç, Aleviliğin dinamizminin de bir parçası olarak görülmelidir. Özün korunması çerçevesinde Alevi inanç ve kültürü devingenliğinin doğal sonucu olarak kendini modern ve kentsel koşullara uyarlamaktadır.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Sinan BOZTEPE: Edep Ya Hû…
“Yüce Tanrının rahmeti ve bereketi tüm insanlık âleminin üzerine olsun” diyerek yazıma başlamak istiyorum. İçinde yaşadığımız zaman, biz insanları âdem-i vasıflardan yoksun eylemiş, dostluk-barış-refah-sevgi gibi rahmet-i olguları köreltmiştir. Bundan ötürüdür ki her metinimde yüce yaratıcıdan tüm insanlığa rahmet ve bereket dileyeceğim.
Edeb bir tac imiş nur-i Hüda’dan;
Giy o tacı emin ol her beladan…
Ne güzel söylemiş arifler. Edep yani ahlak olmadan bireyin insanlık davasında muzaffer olması imkânsızdır. Yaptıkları ve ettikleri çiğ yemek, olgunlaşmamış meyve tadında olacaktır. Ar duygusunun en mütevazı timsali olan Resul-u Ekrem’in yaşayışına bakacak olursak, O’nu dönemindeki insanlardan farklı kılan yegâne unsurun ahlak olduğu anlaşılacaktır.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
6 Comments »
Mustafa Cemil KILIÇ : Alevilerin namazı cem ibadetidir, Başka namaz bilmeyiz
Sünni ve Şii misyonerler tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen en önemli tacizlerden biri de namaz ibadeti ile ilgilidir. Buna göre Sünni ve Şii kimi çevreler, gerçeğin hilafına, bilinen şekil ve kalıplara dökülmüş namazı İslam’ın bir buyruğu olarak gördüklerinden, Alevileri kendi anladıkları biçimiyle namaz kılmadıkları ve böyle bir şekilsel zorunluluğu kabul etmedikleri için tekfir etmekte yahut cehaletle suçlamaktadırlar. Oysa gerçek bambaşkadır. Hiç kuşku yok ki, bu gerçeği savunmak konusunda Alevi inanç ve kültürü gereken donanıma sahiptir. Biz bu çalışmamızla o donanımı gözler önüne sermek istiyoruz.
Öncelikle namaz sözcüğünü semantik açıdan / anlambilimsel olarak inceleyelim.
Namaz bilindiği üzere Farsça bir sözcüktür. Aslı “ Nemaz” dır. Sözlükte dua, yalvarış, yakarış gibi anlamlara gelmektedir. Sözcüğün Farsça olmasından da anlaşılacağı üzere Kur’an’da namaz sözü geçmemektedir. Bunun yerine aynı anlama gelen Arapça bir sözcük mevcuttur. Namazın Arapça’daki karşılığı “ salat “ ifadesidir.
“ Salat ” ifadesini temel alarak namaza kanıt arayan Sünni ve Şii bilginler yer yer salat sözcüğü dışında başka sözcükleri de kendi teolojik tezleri paralelinde aynı anlama gelmek üzere yorumlamaktadırlar.
Bu sözcükler; tesbih / yüceleme, zikr / anma, sabah kur’an’ı / sabah okuması vb.dir. Bu sözcükler; bilinen haliyle şekle dökülmüş namaz anlamına gelmediği halde o anlama geliyormuşçasına kullanılmaktadır.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Mustafa Cemil Kılıç: Diyanet İşleri Başkanlığı, “Alevi Bektaşi Klasikleri” ve Aleviliğin Teolojik Koordinatları
Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), 3 Mart 1924 tarihinde “ Şer’iye ve Evkaf Vekaleti “nin kaldırılmasının ardından 429 sayılı kanunla Başbakanlığa / Başvekalete bağlı olarak kurulmuştur. Bütçesi de Başbakanlığa dahil edilmiştir.
Ulusal Mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, yönetsel deneyimi olan ve uzun zaman Ankara Müftülüğü görevinde bulunan Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilmiştir. En yüksek devlet memuru maaşı alan Diyanet İşleri Başkanına, bakanlara verilen kırmızı plakalı bir makam aracı tahsis edilmiş ve protokoldeki yeri de bu özelliklere göre belirlenmiştir.
Börekçizade Mehmet Rıfat’ın başkanlığındaki kurum, Türkiye Cumhuriyeti’nin laikleşme sürecindeki düzenlemelerde yaşamsal bir görev üstlenmiştir.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Zerin Aslandoğan: Gündemi „örtbaş“ etmek…
Son zamanlarda Türkiye gündemi türban ile „örtbaş“ edilmeye çalışılıyor gibi.
Üniversite kapılarında türban ile içeriye alınmayan „magdur kızlarlarımızdan“ bahsediliyor. Bir yandan türbanın üniversiteye girmesi ile birlikte kamplaşmanın baslayacağını düşünenler, diğer taraftan, nasıl olsa er yada geç türbanı üniversiteye sokacağından emin bir şekilde kampüsteki çay bahcesinde farklı din ve dünya görüşünden öğrencilerin bir arada oturduğunu hayal eden ve Türkiye´nin son zamanda geriye doğru gidişhatına „Gülen“ler…
Her vatandaşın kendi ülkesinde belli haklara sahip olması elbette çok doğal. Ve eğer bu haklar Türkiye Cumhuriyeti´nin Anayasası´nda din ve vicdan hürriyeti olarak güvence altına alınmış ise o zaman kimse bunu engelleyemez (Türban ne kadar din ile alakalı, o da ayrı bir soru). Fakat bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti Laik bir ülkedir. Her ne kadar bu durumdan rahatsız olanlar olsa da, bu böyledir. Laiklik, din karşıtı bir düzen demek değildir. Tam aksine, insanların dindarlığını farklı amaçlar icin kullanan dinci yönetim şekiline karşı bir düzendir. Belkide en cok dindar insanları düşünülerek seçilmistir Laik Cumhuriyet düzeni.
devamı….
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Mustafa Cemil Kılıç:
Cemevleri camilerle eşit statüde olmalıdır…
Cem evlerinin ibadethane kabul edilip edilmemesi yönündeki tartışmaların sağlıklı bir sonuca ulaşabilmesi için bilinmesi gereken kimi gerçekler vardır. Bu konuda tarafların bulundukları konum politik manevralara açık bir görünüme sahiptir. Egemen din anlayışının temsilcisi konumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri İslam’daki resmi ve genel ibadet merkezinin camiler olduğunu, bu mekanların dışındaki yerlerin ise ikincil ve özel ibadethane olabileceğini, ancak hiçbir zaman cami dışındaki yerlerin camilerle eşit statüde olamayacağını ısrarla vurgulamaktadır.
Diyanet İşleri Başkanlığının ve onun güdümündeki hükümetin cem evleri için tasarladığı statü bir tarikat merkezi hüviyetini içermektedir. Bu aynı zamanda Aleviliği de bir tarikat konumuna itmeyi ihtiva etmektedir. Cem evlerinin bir tarikat merkezi olarak kabul edilmesi Aleviler ve Alevilik için tam anlamıyla bir felaket olacaktır. Bu asla kabul edilmemelidir.
devamı…
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »