
Sözlük anlamı itibariyle mehdi, dogru yola, hidayete erişmiş kimsedir. Tanrı“nın kendisini hakka ulastırdığı kişiye Mehdi denir. Bu itibarla dogru yolda bulunan her müslümana Mehdi denilebilir. Ancak kelimenin başına el takısı gelirse, özel bir ünvan olur.
Böylelikle sözcük terimsel anlam kazanır. Mehdi’nin terim anlamı; ahir zamanda gelecek ve deccal ile savaşıp İslam’ın egemenliğini sağlayacak ve böylelikle müslümanları kurtaracak olan yüce kişidir. Sünniler ile Şiiler arasında mehidilik konusunda da büyük görüş ve inanç farklılığı vardır.
Sünnilerde mehdinin kim olduğu belli değildir. Oysa Şiiler ve tabi Alevi / Bektaşiler Mehdi’nin 12. İmam olan İmam Muhammed Mehdi olduğunu savunurlar.
İmam Muhammed Mehdi tekrar meydana çıkacak ve ehlibeytin / Ali soyunun imametini / hilafetini tesis edecektir.
İmam Muhammed Mehdi ölmemiştir. Küçük yaşta gizlenmiş ve kendini sır etmiştir. Halen yaşamaktadır. Bir gün çıkıp gelecektir. Alevi / Bektaşiler bu noktada Şiilerden ayrılmaktadır. Haberin devamını oku…»
Yazar admin |
1 Yorum »
Cemevleri’nin kökeni Mescid-i Nebi’ye uzanır

Araştırmacı Doğanbaş: Cemevleri İslamiyetin ilk yıllarındaki mescitlere benziyor.
Müze araştırmacısı ve sanat tarihçi Muzaffer Doğanbaş cem evleri mimarisi ve inanç temeli konusunda yaptığı araştırmada cem evlerinin İslamiyetin ilk yıllarındaki mescitlere benzediğini, işlevsel benzerlikler olduğunu belirtti. Amasya, Çorum, Tokat ve Malatya’da yirmi Alevi köyünde bulunan cem evlerini inceleyen Doğanbaş tarinsel süreç içerisinde cem evlerinin oluşumu ve dayandığı temel ilkeler ile ilgili çarpıcı sonuçlara ulaştı. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Alirıza Uğurlu : Fetvacılar

Cumhuriyet dönemiyle birlikte fetva makamının bittiğine inanmıştık. Oysa sadece ad değişmiş. O gün şeyhülislam, bu gün Diyanet. Ülkemizi yönetenler sıkıştıkların da falanca konuyu Diyanet’e sorun, fetva versin, diyebiliyorlar..
Ve “ulu’l emr” fetvayı veriyor; “Cem evleri ibadethane olursa Aleviler Müslümanlıktan çıkar.”
Devamla; “Cem evi dinen mümkün değil.”
Niçin mümkün değil?
-Cem evlerinin camilerin muadili olarak kabul edilmesi ve ibadethane sıfatıyla açılması doğru değildir.”.
Kim diyor?
-Türk halkının (Alevisiyle, Sünnisiyle, Şafiisiyle, gayri müslimiyle) ödediği vergilerle (sekiz bakanlığın bütçesinden daha fazla, iki milyar dolar) 87.000 camisiyle, 100.000 kadrosuyla, her kesime hizmet götürdüğü iddiasıyla kurulmuş devletin Diyanet İşleri Başkanlığı…..
Aklınızla bin yaşayın. “Alemlere rahmet dini”ni getirdiğiniz noktaya bir bakın!
Bırakın alemi, kendi ülkemizin insanını o rahmetin ışığından mahrum etmeye kalkıyorlar.
Sayın fetvacılar!
-Bu yetkiyi sizlere kim verdi?
-Kişi ile Allah arasında ki inancı denetlemek size mi kaldı?
Bizler dinin sahibini Allah olarak biliyorduk. Demek yanılmışız.
Kamu görevi yapan bir kurum bölücülük yapamaz.
Müslümanlarsa camiye gelsinler, diyemez…..
Camiye mi, kiliseye mi, cem evine mi gideceğimizi devleti yönetenler yani sizler mi karar vereceksiniz?
O zaman da sorarız; hangi Camiye; Nurcuların mı, Talibancıların mı? Hizbullahcıların mı? Nakşilerin mi?
Hangisine? Hangi camiye? Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Sinan Boztepe : “Nur-u Kandil Ali”

Bir doğum düşün, o doğumla cihan rahmete boğulsun.
Bir doğum düşün, dertlere merhem olsun.
Bir doğum düşün ki gelişi bizlere bayram, zalime zindan olsun. Doğan o nura, ALİ dedi güzel Enbiya…
Beklemekteydim seni, cehaletin karanlığı basmıştı dört bir yanı ve ağlamaktaydı çaresizlikten yanan yürekler. Bir kurtarıcı beklemekteydi âlem, yalnız, bir başına ve ıssız idim, el açtım karanlık bir gecenin orta ıssız yerinde…
Ve bir ışık belirdi, öyle bir ışık ki karanlığı delercesine, günlerden Nevruz, aylardan Mart’tı. Kaldırdım başımı semaya doğru, gözlerim kamaşmış, bakamıyordum ansızın doğan ışığa. Sevinçten damla damla yaşlar birikmekte gözlerimde. Didelerimden yuvarlanmakta kederim. Kelimeler düğümlenmiş figan ile yanan boğazıma…
Bedenim kas katı kesilmiş, semaya uzanan ellerim titremekte. Dişlerim birbirine vurmakta, bakırcı çekici misali dövmekte damağımı. Haykırmak istiyorum dört bir yana adını. Seni haykırsam; ıssız çöllere, derin kuyulara, akan sessiz ırmaklara seni. Ve adını haykırsam bozkırlara, susuz derelere ve derin vadileri inletsem avazımla. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Cengiz Han Alevi miydi ?

13. yüzyıl dünyasına damgasını vuran Cengiz Han bir Alevi’ydi.
Habercem.com İnternet Gazetesi Yazarı Cemal Canpolat’ın yazdığı köşe yazısında 13. yy’la damgasını vuran Cengiz Han’la ilgili çok çarpıcı ifadeler yer almakta.
Tarihte Cengiz Yasası olarak bilinen yasanın 10. maddesi Cengiz Han’ın Alevi olduğu bilgisini adeta doğrulamaktadır.
İşte o madde: Madde 10- Ali Bek Talip Oğulları’ndan olan hiç kimse vergi ve haraca tabi tutulmayacaktır; keza dervişlerden, Al Kuran hafızlardan, fakihlerden, tabiplerden, ilim erbabından, münzevi hayat yaşayan ve kendini dualara vermiş ilim erbabından, müezzinlerden ve ölüleri yıkayanlardan vergi ve haraç alınmayacaktır.”
Cengiz Han yasalarının 11. ve 17. maddesi akıllara laikliğin kökeni acaba Cengiz Han’a mı dayanmaktadır sorusunu akıllara getirmekte.
İşte o maddeler:
Madde 11: Tüm dinlere (herhangi birine üstünlük tanımaksızın) eşit derecede saygı gösterilecektir. Bu Tanrı’nın hoşuna gider. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Meşe köklerindeki tarih

‘Rumeli’de anıt ağaçlar; Bektaşi ve Türk varlığının delilleri gibi.’
Araştırmacı yazar Abdullah Özcan’ın bugün sınırlarımız dışındaki Rumeli’de yaptığı araştırmayı hiç bir yorum eklemeden fotoğraflarıyla veriyoruz:
“Türkler 1353 yılında Rumeli’ye geçtiklerinde, beraberinde Rumeli’ye Müslümanlığı, Türkçe ’yi öğretecek, halkı Türkleştirecek Bekta Bektaşilerini de götürmüşlerdi.
Rumeli’de fetihler tamamlanınca Dervişler ordudan ayrılır ve Tekkelerini kuracakları, sürekli kalacakları yerleri seçerler.Baba adı verilen dervişlerden Abdal Baba, Mürtaza Baba, Kasım Baba Arnavutluk’ta yerleşirken Kızıldeli Sultan, Dimatokaya, Karababa’da Dimatoka ’dan Nasuh bey’e yerleşmiştir.Buradaki türbelirden biri Karababa ’ya diğeri de Kadın Ana’ya aittir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver hoca bir Bektaşi idi

Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver hoca bir Bektaşi idi. Aynı zamanda Emek Partisi parlemento üyesi Fehmi İlyas babanında müridi idi.
Arnavutluk’ta Enver hocanın desteğiyle onikiler şurası oluşturulmuş ve mürşidiler meclisi adı verilen Arnavutluk dışındada bütün Bektaşi’lerin liderliğini üstlenmiştir.
Dünya Bektaşilik ve cumhiriyete doğru önemli gelişmeler
Bektâşî kültür kurumu özellikle 18. yüzyıldan itibaren neredeyse heterojen bir kimlikle Cumhuriyet dönemine sarkmıştır. Günümüz Bektâşîliğinin pratik sıkıntıları ile nesnel ilişkilendirmeler kurabilmek için, II. Mahmud eli ile gerçekleşen 1826 sivil darbesini takip eden, Tanzimat, I. Meşrutiyet ve 1908, 31 Mart Vakıasına eklemlenen II. Meşrutiyet ve giderek Modern Cumhuriyet dönemiyle örtüşen, iktisadi, sosyal, kültürel, hukuki, askeri, tarihi ve hatta coğrafik ve demografik bir sürü müstakil öğeden haberdar olmak, ayrıca Jön Türk, İttihat ve Terakki, farmasonluk vb. gibi ideolojik ve sosyal akımlar arasındaki neden-sonuç birlikteliğinin analizlerine egemen olmak gerekmektedir. Bu bakımdan her biri özel bir uzmanlık, belge birikim ve tasnifine dayanan bu sahalarda, ancak resmi tarih anlayışının etkisinde kalmadan yapılabilecek çalışmalar ile karanlıkta kalan sorular cevap bulabilecektir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Kıbrıs Alevi Dedelerin sürgün yeri

Habercem.com Yazarı Cemal Canpolat bu haftaki yazısında Alevilerin Kıbrıs sürgününü belgeleriyle açığa çıkardı. Canpolat daha önceki yazılarında da olduğu gibi bu yazısında Alevilerin geçmiş zamanda uğradığı haksızlığı belgeliyor.
İşte Cemal Canpolat’ın yazısı….
Rum eyaleti’nde sapık inançlılar bulunduğu (Aleviler) bunların Kıbrıs’a sürgün edilmesi…
‘Rum eyaleti’nde sapık inançlılar bulunduğu (Aleviler) bunların Kıbrıs’a sürgün edilmesi…’
Tarihe bakış ve değerlendirmeler içinde bulunulan dönem ve şartlar da göz önünde bulundurularak yapılır. Bunlar da doğal olarak farklılık gösterebilir. Bizlerde tarihsel gerçekliklerden yola çıkarak bugünkü yanlış yaklaşımların temeline inip Alevi-Kızılbaş gerçekliğini ortaya koyarak yakın ve uzun zamanda yaşanan acı olayların tekrarlanmasının önüne geçebiliriz. İşte bu tarihi belgelerden birini siz değerli okuyucuların ilgisine sunuyorum.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
5 Comments »
Hüseyin Doğan Dede’yi Saygıyla Anıyoruz.

Hüseyin Doğan Dede, Elazığ’ın Şıhıs köyünde doğmuştur. Babası Ağuçan Ocağı‘ndan Seyyid Doğan Dede’dir. Anası Şıh Hasan Köyü‘nden Şeyh Ahmet Ocağı Dedelerinden Seyyid İbrahim Efendi‘nin kızı Seyyide Satı Hatun‘dur. Küçük yaşta yetim kalan Ebül Vefanın yadigarı Hüseyin Doğan‘ı talipleri olan Baliyan Aşiretinden Alireş(Kara Ali), Malatya Kırlangıç köyüne götürür ve kendisine bir ev yaptırarak, Erzincanlı Kemal Dede‘yi, bakımıyla görevlendirir.
Seyyidler Kurulu’nca 12 yaşlarındayken Mürşid seçilince özel hocalar tutulur. “Şura-ı Devlet Reisliğinden” emekli Cafer Bey ile Molla Hüseyin Efendi eğitimini üstlenirler. Alevi-Bektaşi tasavvufunda yetkin birçok Dede’den dönüşümlü olarak dersler alır. Arapça ve Farsça dillerini, okur-yazar olmak üzere çok iyi öğrenir. Osmanlı Devlet mekanizması ile devrin siyasi oluşumları öğretilir.
Küçük yaşta olmasına rağmen Kurtuluş Savasında aktif görev alır ve kendine bağlı tüm Alevi Seyyid ocaklarını harekete geçirir.
HÜSEYİN DOĞAN DEDE BELGESELİ İÇİN TIKLAYINIZ
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Alevilik, kent yaşamı ve Marksizm

Cemal Canpolat’ın, Mozaik’te bu haftaki konuğu İlahiyatçı Doç. Dr. Ahmet Taşgın’dı. 
Cem TV’deki Mozaik programında Cemal Canpolat’ın bu haftaki konuğu Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet Taşgın’dı. Canpolat ve Taşgın kent yaşamının Aleviler ve dedeler üzerindeki etkilerini, Alevilerin genel olarak neden sola yakın durduğunu konuştu.
- Aleviler Antep’ten başlayarak, köydeki, ocaktaki, mezradaki geleneğini şehre taşırken, oradaki inanç boyutunu, yaşam biçimini tümüyle taşıyabiliyor mu? Şehirde, özellikle de Antep’te ayakta durabiliyor mu?
Öncelikle neden Antep seçildi? Çünkü Antep Güneydoğu illeri içinde göç alan tek il. Sanayileşen bir il. Bunun içinde kendi içinde birkaç nedeni olmasına karşın, sanayileşme ciddi olarak Antep çevresindeki bir çok ilin Antep’e yönelmesine neden olmuş. Çevre illerden, özellikle Urfa’dan gelenler merkezde toplandılar. Düztepe semtinde derneğin kurdu geniş kompleksi bir cemevleri var.
- Eski Belediye Başkanı Celal Doğan’ın desteğiyle oluştu. Hem katkı sundu, hem destek verdi. Celal Doğan gibi herkesi tanıyan, kültürlerini bilen yöneticilerin olmasını dileriz. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Sinan Boztepe : İslamiyet’te Muaviye’nin Yeri ve Konumu

İşte bu, Allah’ın iman edip makbul ve güzel işler yapan kullarına verdiği mutluluk müjdesidir. De ki: Ben bu risalet ve irşad hizmetinden ötürü, sizden Ehli Beyt’ime sevginizden başka beklediğim hiçbir karşılık yoktur. İşte kim bu sevgi olsun ve başka iyi işler olsun gerçekleştirirse, Biz de onun o iyiliğinin sevap ve mükâfatını kat kat artırırız. Çünkü Allah çok affedicidir, kullarının az işlerini fazlasıyla ödüllendirir. (Şura, 23)
Yazıma başlamadan evvel Allah’ın bize yüce kitabında beyan ettiği emri hatırlatmak istedim. Ben İlahi emre tabiyim diyen her kulun Ehli Beyt’e sevgi duyması fazdır. Sahte sevgi ve muhabbetlerle Hz. Muhammed’e bağlı olduğunu söyleyenler, O yüce zatın Hakka yürümesi ile asıl amellerini ortaya koymuşlardır. Yalan şahadetleri zikreden diller, çok geçmeden Ehli Beyt’e karşı kılıç kuşanmışlar, muhabbeti muhalefete dönüştürmüşlerdir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Kur’an ‘da ibadethane olarak secde edilen yer anlamına gelen, “mescit” sözcüğü geçer, cami ve cemevi olarak geçmez. İlk mescid Hz. Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicretinde kurulmuştur. Medine girişinde konakladığı KUBA köyünde yapılmıştır.

Peygamberimiz Hz. Muhammed Medine’de “tef” çalınarak karşılanır ve devesini serbest bırakılır, deve iki yetim çocuğa ait olan bir yere konaklar. Bu yere ”Peygamber Mescidi” yapılır. Daha önce Peygamberimiz ibadetlerini evinde veya Ashab-ı Kiram’dan olan Erkan Bin Ebu’l Erkan’ın evinde yapardı. (İslam Ansiklopedisi “mescit” bölümüne bak.)
Medine’ye hicretinden hemen sonra ashabıyla birlikte bina ettiği, Peygamber mescidi: -Mescid-i Resul, Mescd-i Şerif, Mescid-i Saadet ve en çok bilinen ismiyle “Mescid-i Nebevi” adlarıyla anılmıştır. Mescid-i Haram ve mescid-i Aksa’dan sonra yeryüzünde ki mescitlerinin en faziletlisidir. Bu mescite bitişik olarak, gündüzleri bir eğitim – öğretim yeri, geceleri ise, evsiz kimseler ve misafirlerin barınması için “Suffa” denilen üzeri kapalı bir bölüm eklenmişti. İşte burada Hz. Muhammed dersler veriyordu. Yeni gelen insanlara okuma yazma bile öğretiliyordu. Buranın ihtiyaçları da sahabelerce karşılanıyordu. (M. Hamidullah, İslam Peygamberi, İstanbul, 1981,11,832) İslam’da ilk üniversite diyebileceğimiz bu okul sayısız alim yetiştirmiştir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Hasan |
1 Yorum »
Ali Rıza Uğurlu: Alevilik Nedir?

Cümle aşk ehline “hû dost” diyerek başlıyorum. Alevilik; İslam’ı benimseyen, Tanrı’nın birliğine (Tevhid) inanan, Hz.Muhammed’i Peygamber kabul eden, kitabı Kur’an olan, Hz. Muhammed’in Ehlibeyt’ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını “Vahdet-i Vücut” ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur’an’ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile “Seyr-ü süluk” (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur. Haberin devamını oku…»
Yazar Hasan |
2 Comments »
Cemal Canpolat : Zulme rağmen Alevilerin hoşgörüsü

Aleviler kendilerine yapılan bu kadar zulüm, yok sayma, sürgün ve katliama rağmen farklı inanç ve kültürlerde hoşgörü içinde yaşamışlardır.
Anadolu Aleviliği; insan sevgisi ve hoşgörü, din, dil, ırk ve mezhep ayrımı yapmaksızın bütün insanları, Yunus Emre‘nin dediği gibi bütün yaratılanları yaratandan dolayı hoş gören bir inanç ve yaşam biçimidir. Bugün Batı’nın ulaştığı insani değerler bin yıldır Anadolu’da, Balkanlar’da Orta Asya’da, Akdeniz’de uygulanan, Aleviliğin özüdür. Anadolu Aleviliği sevgi, hoşgörü, karşılıklı dinler arası diyalogun merkezidir. Yukarıda bahsettiğimiz bu merkezlerde dinler arası çatışma ve kavgalar olmamıştır.
Kapadokya bölgesinde, Fransız bilim adamlarının yaptıkları araştırmalarda bu bölge, Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Ali Rıza Uğurlu : Biz Alevileriz

Son zamanlarda 1400 yıllık yüce değerleriyle şerefli bir destan yazarak bugünlere taşınan Aleviliği kendi mecrasından çıkarıp, kendi kafalarında ki ideolojilerine göre özünden koparılmış bir Alevilik yaratılmaya çalışılmaktadır. Niçin? Çünkü; Gerçek değerleri anlaşıldıkça yükselen bir Alevilik var.
Dostlarım,
Kardeşlerim,
Canlarım…
Kaldırın başlarınızı
Suçlular gibi, yüzümüz yerde
Özümüz darda durup dururuz.
Kaldırın başlarınızı yukarı Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Murat Kantekin : Yol Önderi Olarak Dedelik
İnsanların manevi dünyalarını doldurmak, onları mutluluğa eriştirmek için ortaya çıkan tüm dinler, ister ilahi olsun ister olmasın, mutlaka bir dinsel öndere gereksinim duyarlar. Bu önderler kimi toplumlarda seçicilik yöntemi ile kimisinde de süreğenlik yöntemi ile belirlenir.
İslam’ın Ehlibeyt yorumu olan ve şekilcilikten çok özü ele alan Alevi inancında ise dinsel önderin adı, dededir. Dedeler, topluma dinsel, sosyal, siyasal önderlik yapan kişilerdir. Türk dilinde anne veya babanın babalarına “dede” dense de Alevi yolunda dede kavramı, yol büyüğü, ata, önder anlamlarına gelir. Dedeler, köken itibari ile Evladı Resûl’dur, Seyyittir. Yani dedelerin kökleri On İki imamlar yoluyla, Hz. Ali ve Hz. Fatîma’ya oradan da İslam peygamberi Hz. Muhammet’e dayanır. Hz. Muhammet’in Hakka yürümesinin (632) ardından Hz. Ali’nin halifeliğinin engellenmesi ile ortaya çıkan ayrışımda Ehli Beyt yanlıları Alevi, Ehli Sünnet yanlıları ise Sünni temelli bir yapılanmaya gitmişlerdir. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Cemal Canpolat : Alevilik inancından ‘Semah’

Alevi-Bektaşilerce en kutsal sayılan semah Kırklar Semahı’dır. Bu denli semah çeşitliliğinin oluşmasında, başlarda da söylediğim gibi semahın dönüldüğü kültür alanı olan Aleviliğin zengin bir mozaiksel yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır.
Semahlar
Alevi-Bektaşilerce en kutsal sayılan semah Kırklar Semahı’dır. Bu denli semah çeşitliliğinin oluşmasında, başlarda da söylediğim gibi semahın dönüldüğü kültür alanı olan Aleviliğin zengin bir mozaiksel yapıya sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca Aleviler, bir kültür ve yaşam biçimi olan Aleviliğe katkısı olmuş, bu yola gönül vermiş, önder olmuş ulu kişilere büyük saygınlık duymuş ve onları, bugünkü anlamda anıtsallaştıramamışlar ama adlarına bir semah vererek yüceltmişler. Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail
Yavuz Sultan Selim’in Anadolu’daki Aleviler’e veya İran’daki Şiiler’e karşı olan katı, sert ve acımasız davranışının temeli Şehzadeliği dönemine dayanmaktadır. Yavuz Sultan Selim doğuya doğru büyük bir sefer niyetinde içerisindeydi.
Safeviler’in gün geçtikçe Anadolu’da artan etkilerinden duyduğu rahatsızlık ve Şehzadeliği döneminde planladığı büyük devlet olma isteği nedeni ile doğuya ve güneye doğru yönelerek hedefini gerçekleştirmek istiyordu. Ticaret yollarına yakınlığı, Halifelik makamı gibi etmenler olay üzerinde etkili olmuşlardır. Ancak onun için önünde Şah İsmail engeli vardı. Yavuz Sultan Selim sefere çıkmadan Anadolu’daki Alevi nüfusunu sayıma girişmiş ve kaynaklara göre değişse de 40.000 ile 80.000 arası insan güvenlik açısından ve Şah İsmail ile aynı inanca sahip olmalarından dolayı kılıçtan geçirilmiştir. Anadolu’da Osmanlı’nın Aleviler’e karşı tutumu ve Ankara Savaşı’nın ardından gelişen süreçte Erdebil’e yerleşen binlerce insan ve bunların Erdebil Şeyhi Ali’nin etkisiyle Aleviliği zaman içinde kabul ettiler. Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail arasındaki gerginlik karşılıklı elçi ve mektuplarla üst düzeye ulaştı.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
Ey Yarani Ehli beyt !
Allah’ a hamd, onun Resulu olan Muhammed Mustafaya hadsiz selat ve selam aşkı niyaz ile onun ehli beytine tahiyyat ve bereketler olsun …Onun ehli beyt safında duran ashabınada selam olsun…
Ey güzel canlar! Ey Kur’ana aşk ile mütemessik bir halde ve Alevi nuruyla
kemalatını itmam etme cehdinde olan gayretli kardeşlerim! Ve sa’yu gayretlerini bu yola feda eden merdi iman olan canlar! Bütün bu halleri, bir ihsanı ilahi ,hatemi tasdiki velayet olarak gören hakperest kardeşlerim!
Sizler nuru ilahinin birer nümunesi olmak hasebiyle, hem nuru Ahmedi Muhammedi, hemde Şahı Velayet cenablarının ziyasının menbaından inikas eden birer sitare i kürrei arz hükmündesiniz..
Sizler Allah’ın evi olan kalplerinizi bütün pisliklerden, habasetlerden,zülumden,şekten ,şekavetten arındırdınız.. O kalbe asla zalimleri , ehli beyt üdvaniyyeti içinde olan ve Allah’ın buğzuyla mülevves olan batılın temsilcilerine yer vermediniz..O mübarek kalbe; Muaviye ,Ebu Süfyan ve Vahşi gibi ehli beyte muhalif olan olan kişileri misafir etmediniz.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Nevruz’un Alevi - Bektaşilikteki önemi
“Sultanı Nevruz günü canlar uyanır,
Hal ehli olanlar nura boyanır,
Muhib olan bu gün ceme dolanır,
Himmeti erince Nevruz Sultan‘ın
Aşık olan canlar bu gün gelürler,
Sultan Nevruz günü birlik olurlar,
Hallak-ı cihandan ziya olurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın”
Pir Sultan Abdal
Alevi-Bektaşiler de Nevruz, Hz. Ali’nin doğum günüdür, Hz. Ali ile Hz. Fatma’nın evlendikleri gündür, Hz. Muhammed’in veda haccı dönüşü Hz. Ali’yi kendine halife tayin ettiği gün olması özelliğini de taşımaktadır. Bu günün sabahı mürşidin okuduğu duadan sonra süt içilir, Nevruziye adı verilen şiirler, nefesler ve duaz imamlar okunur. Nevruzda önceden hazırlanmış olan çöreklerle mezarlık ziyaretine gidilir,ölüler ziyaret edildikten sonra orada çörekler yenilir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Öznur TANAL : İnsan İçin Doğa,Doğa İçin İnsan yada Tahtacılar da Ağaç Kültürü
Ağaç, hemen tüm dünya kültürlerinde olduğu gibi İslamiyet öncesi ve sonrası Türk ve Anadolu topluluklarında da kutsal kabul edilmiştir. Toprağın derinliklerine varan kökleri, göğe uzanan gövdesi, dalları, yaprakları, çiçekleri, meyve ve tohumları, her mevsimde kendini yenileyip don değiştirmesiyle ölümsüzlüğü sembolize etmiş, inançlara esin kaynağı olmuş, başlıca bereket kaynaklarından biri olarak benimsenmiştir.
Animizm’de ağaçlar, kişiliğe ve ruha sahip olan varlıklardır. Türk Mitolojisinde Oğuzların “Hayat Ağacı” veya “Evliya Ağaç” dediği ağaçlar Tanrı’nın ilahi özelliklerinin maddi dünyadaki sembolü haline gelmiş ve Tanrı’ya kavuşmanın yolu olarak kutsanmıştır.
Çeşitli kaynaklarda belirtildiği gibi Türk boylarının geldisi ile ilgili efsanelerde ağacın önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz. Uygur efsanesinde Uygur hakanlarının ağaçtan türedikleri belirtilir. Dede Korkut kitabında adı geçen bir kahraman (Basat) “Atam adını sorarsan kaba ağaç, anam adını sorarsan kağan arslan” diyor. Oğuz destanlarında Kıpçak boyunun kökeni hakkındaki rivayette de ağaçtan türeme efsanesine rastlıyoruz. Bir rivayete göre Oğuz Han bir seferden dönüşünde, savaşta ölen bir askerinin eşi ağaç kovuğunun içinde bir oğlan doğurur. Oğuz han bu çocuğu evlat edinerek ona Kıpçak (yani “ağaç kovuğu”) adını verir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Alevilik Nedir ?
Alevilik; İslam’ı benimseyen, Tanrı’nın birliğine (Tevhid) inanan, Hz.Muhammed’i Peygamber kabul eden, kitabı Kur’an olan, Hz. Muhammed’in Ehlibeyt’ini seven, namazı, niyaz ile bütünleştiren, kıyam, rûku ve secdesi ile ibadetini kendi lisanıyla yapan, ümmet yerine hür insanı, yaratanla yaratılan ayrılığını “Vahdet-i Vücut” ile birleştiren, Tanrı korkusu yerine, sevgisini benimseyen, zahiri (görünen) batınla (görünmeyen), batını zahirle birleştiren, şeriat kapısını aşıp, marifet yolu ile hakikat dünyasına ulaşan, Kur’an’ın şekline değil, özüne inen akıl ve gönlü ile “Seyr-ü süluk” (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.
Alevilik; Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.
Alevilik; İslamiyet’in Kuran’a dayalı, Hz. Muhammed’in buyruklarına göre İslam’ı evrensel boyutuyla yorumlayıp, yeryüzü insanlığına yeni kapılar açan büyük bir düşünce akımı ve tasavvuf felsefesiyle hayat bulan bir inanç bütünlüğüne denir.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Mustafa Cemil KILIÇ : Alevilerin namazı cem ibadetidir, Başka namaz bilmeyiz
Sünni ve Şii misyonerler tarafından Alevilere yönelik gerçekleştirilen en önemli tacizlerden biri de namaz ibadeti ile ilgilidir. Buna göre Sünni ve Şii kimi çevreler, gerçeğin hilafına, bilinen şekil ve kalıplara dökülmüş namazı İslam’ın bir buyruğu olarak gördüklerinden, Alevileri kendi anladıkları biçimiyle namaz kılmadıkları ve böyle bir şekilsel zorunluluğu kabul etmedikleri için tekfir etmekte yahut cehaletle suçlamaktadırlar. Oysa gerçek bambaşkadır. Hiç kuşku yok ki, bu gerçeği savunmak konusunda Alevi inanç ve kültürü gereken donanıma sahiptir. Biz bu çalışmamızla o donanımı gözler önüne sermek istiyoruz.
Öncelikle namaz sözcüğünü semantik açıdan / anlambilimsel olarak inceleyelim.
Namaz bilindiği üzere Farsça bir sözcüktür. Aslı “ Nemaz” dır. Sözlükte dua, yalvarış, yakarış gibi anlamlara gelmektedir. Sözcüğün Farsça olmasından da anlaşılacağı üzere Kur’an’da namaz sözü geçmemektedir. Bunun yerine aynı anlama gelen Arapça bir sözcük mevcuttur. Namazın Arapça’daki karşılığı “ salat “ ifadesidir.
“ Salat ” ifadesini temel alarak namaza kanıt arayan Sünni ve Şii bilginler yer yer salat sözcüğü dışında başka sözcükleri de kendi teolojik tezleri paralelinde aynı anlama gelmek üzere yorumlamaktadırlar.
Bu sözcükler; tesbih / yüceleme, zikr / anma, sabah kur’an’ı / sabah okuması vb.dir. Bu sözcükler; bilinen haliyle şekle dökülmüş namaz anlamına gelmediği halde o anlama geliyormuşçasına kullanılmaktadır.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
1 Yorum »
İlhan Selçuk: Zaman bedava
Cumhuriyet Başyazarı İlhan Selçuk, ücretsiz dağıtılan gazeteleri yazdı.

Bedava Gazete?..
Güngör Uras dünkü köşe yazısına bir haberle başlıyordu:
“Amerika’nın ve Avrupa’nın pek çok kentinde bedava dağıtılan ‘ Metro ‘ isimli gazetenin yakında ‘ medya ile bugüne kadar ilişkisi olmayan, AKP’ye yakın bir sermaye grubunun ortaklığı’ ile Türkiye’de de yayımlanacağı söyleniyor.”
*
Uras’ın yazısının başlığı:
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »
Güney Afrika’ya Nurcu kanal
Çok sayıda Gülen okulunun bulunduğu ülkede ‘Light-Işık’ adıyla kanal kuruluyor.
Fethullah Gülen ‘e yakınlığıyla bilinen medya grubu, Türkiye ve ABD’den sonra Güney Afrika’ya kadar uzandı. Gülen cemaati, G. Afrika’da “Light-Işık” adıyla yeni bir televizyon kanalı kuruyor.
Zaman gazetesi, Samanyolu TV, Aksiyon dergisi, Cihan Haber Ajansı gibi yayın kuruluşlarıyla dikkat çeken Fethullah Gülen cemaati, 2008 yılına yeni bir televizyon kanalıyla başlıyor. Cemaat, Gülen okullarının da bulunduğu Güney Afrika’da Light TV adıyla yeni bir televizyon kanalı kuruyor. Kanalın altyapı çalışmaları tamamlanırken kadrosu da Türkiye’deki kardeş yayın gruplarından yapılan transferlerle oluşturuldu. Gülen son olarak ABD’de, Ebru TV’yi kurmuştu. New Jersey merkezli kanal, 24 saat İngilizce yayın yapıyor. STV’nin büyük ortağı olduğu kanalın editoryal kadrosunda Amerikalılar da bulunuyor. Uydudan yayında olan Ebru TV, Kuzey Amerika’nın tümü ve Orta Amerika’da izlenebiliyor. Kanalın yöneticileri, ABD’nin iki önemli dijital platformu Dish TV ve Direct TV ile de anlaşarak toplam 25 milyon aboneye ulaşmayı amaçlıyor.
Haberin devamını oku…»
Yazar Alevi Haber |
Yorumları oku »