May
22nd

Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver Hoca Bektaşi miydi ?

Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver hoca bir Bektaşi idi

Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver hoca bir Bektaşi idi. Aynı zamanda Emek Partisi parlemento üyesi Fehmi İlyas babanında müridi idi.
Arnavutluk’ta Enver hocanın desteğiyle onikiler şurası oluşturulmuş ve mürşidiler meclisi adı verilen Arnavutluk dışındada bütün Bektaşi’lerin liderliğini üstlenmiştir.

Dünya Bektaşilik ve cumhiriyete doğru önemli gelişmeler

Bektâşî kültür kurumu özellikle 18. yüzyıldan itibaren neredeyse heterojen bir kimlikle Cumhuriyet dönemine sarkmıştır. Günümüz Bektâşîliğinin pratik sıkıntıları ile nesnel ilişkilendirmeler kurabilmek için, II. Mahmud eli ile gerçekleşen 1826 sivil darbesini takip eden, Tanzimat, I. Meşrutiyet ve 1908, 31 Mart Vakıasına eklemlenen II. Meşrutiyet ve giderek Modern Cumhuriyet dönemiyle örtüşen, iktisadi, sosyal, kültürel, hukuki, askeri, tarihi ve hatta coğrafik ve demografik bir sürü müstakil öğeden haberdar olmak, ayrıca Jön Türk, İttihat ve Terakki, farmasonluk vb. gibi ideolojik ve sosyal akımlar arasındaki neden-sonuç birlikteliğinin analizlerine egemen olmak gerekmektedir. Bu bakımdan her biri özel bir uzmanlık, belge birikim ve tasnifine dayanan bu sahalarda, ancak resmi tarih anlayışının etkisinde kalmadan yapılabilecek çalışmalar ile karanlıkta kalan sorular cevap bulabilecektir. On dokuzuncu yüzyıl ile kıta Avrupa’sını saran, pozitivist kültürün, Balkanlardaki milliyetçilik akımlarına kazandırdığı ivme, giderek, Karadağ, Bulgar sorunu, Arnavut milliyetçiliği, Pan-Slavizm, Makedonya, Yunanistan meselesi ve Turanizm gibi, bir çok mekânizmayı tarihi ve sosyolojik nedenleri ile araştırmamızı gerektiren perspektifler ihtiva etmektedir.
Öte yandan, bugün dahi 1912 Balkan Savaşı üzerinde bile ittifak edilmiş genel-geçer kabullere sahip değiliz. Yine, Cumhuriyet devriminin iç enstrümanlarını oluşturan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka, İzmir Suikasti, Şeyh Said isyanı ve benzeri konularda dahi lâyıkıyla bilgilenebilmiş olduğumuz söylenemez. Fakıyr, bilimin değişik alanlarında, ancak uzmanlarınca gerçekleştirilebilinecek çalışmalara müdahale etmeden, Tarik-i Bektâşîye cihetinden, konumuz ile ilintili sahaları kritik edebilmek amacıyla, kategorik ayrışma ve başlıklara değinmek arzusundayım. Tarihin sivil dinamiklerinin işleyiş hızı, zaman zaman durur gibi görünse de, hayatın diyalektik işleyişi buna izin vermez. Bu bakımdan, yakın ve uzak tarihimizin, inak’lar ve a-priori’lerden mutlaka kurtulacağına ilişkin umudumu yitirmiş değilim.

1826 sonrası Bektâşîlik’le açılım

Mutlak bir istibdat altında, illegaliteye çekilen Bektâşîlik, ancak, Sultan Abdülmecid’in (1839-1861) eşi Bezmi Sultan’ın desteği ile ilk açılımını yapabilmiştir. Bezmi Sultan Merdivenköy Şahkulu Sultan Dergâhı’nı ziyareti esnasında Azbi Çavuş Baba’nın kabri yanındaki dilek taşının üstüne çıkarak, Abdülmecid için ikbâl dileğinde bulunur. Kısa bir süre sonra Abdülmecid’in tahta oturması üzerine, Bektâşîlere karşı Saray çevresinde bir sevgi yumağı oluşur ve Bektâşî dergâh’ları yeniden uyandırılmaya başlanır. Bilindiği gibi, 1826 sonrası, Hacı Bektâş Postnişini olarak, Sivas’lı Hacı Nebi Dedebaba’ya posta oturma izni verilmesine karşılık, yanına atanan Nakşi Şeyhi Said Efendiye yetkilerini devretmesi istenmişti.
Merkezdeki bu çift başlılık, coğrafya üzerinde baskı altındaki tarikat müntesiplerinde, iletişimsizlik ve örgütsüzlük gibi yansımalara dönüşmüştür. Ancak, 1869 yılından başlayarak eski tarihi gücünü arayan Bektâşîler, ilk iş olarak, Balım Sultan Erkânnâmesi’nin yeniden uygulanmasına önem verseler de, Osmanlı üst yapısının kurumlarındaki farklılıklardan dolayı (Yeniçeri Teşkilatının ve Devşirme sistematiğinin kaldırılması; Erkânnâme bu konular ile iç içe yaşayan hüküm, gülbank, tercüman ve uygulamaları askıda bırakmıştı) 1872 yılında, Dedebaba tarafından, Osmanlı’nın yeni dizaynına uygun olarak, Balım Sultan Erkânnâmesinin düzenlenmesi görevi, Derviş Sıtkı Stambûli’ye verildi. Daha önceki formalarda izah ettiğim müteşerriliğin tohumları da, bu erkânnâme ile yeşermiştir. İşte 1826 öncesi Erkânnâmeye sadık kalmak isteyenler ile bu yeni uygulamadan yana olan sürtüşme ile iç içe yaşayan Babagân Bektâşîlik, Erbâbiye evlâdiye çatışmaları ile çalkalanır iken, özellikle Arnavutluk’ta Jön-Türk öncülüğünde başlayan Yeni Ulusçu düşünce ekseninde İttihad-Terakkici gelenek ile Arnavud Bektâşîlerinin buluştuğunu görmekteyiz. Esasen Hür Arnavutluk düşüncesi ikili bir karakter taşımaktaydı.
Birincisi; Osmanlı mutlakiyetinin İttihat-Terakki tarafından sınırlandırılması ve hilâfetin mutlak otoritesinin daha liberal unsurlara devri ile birlikte, Arnavut ve Türk çizgisinde, eşit ve karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı mutlak ittifak. İkincisi ise; her ne olursa olsun, mutlak ve özgür Arnavutluk. Bunlardan birinci grup 31 Mart Vakıa’sı karşısında, Hareket Ordusu ile İstanbul’a II. Abdülhamid’i devirmek amacıyla gelen Arnavud Bektâşîler’dir.( Arnavutluk Emek Partisi arşivi A. Dede Baba )
İkinci kısım Arnavut Bektâşîler de 1908-1912 (Balkan Savaşı’na giden süreçte) Bektâşîliği, resmi Arnavut din formatı olarak algılayıp, buradan dışa vurumcu bir ideolojik component oluşturmaya çalışıyorlardı. Bunların önemlilerinin birinin adı, eski yıllarda Fuji Martines’i ve bizde Kamus’u Âlem adı ile bilinen ünlü lügati yazan Şemseddin Sami Bey’in kardeşi Abdullah Fraşeri idi. Ünlü Arnavud Şair Naim Fraşeri de kardeşleridir. Bu şahıslar Bektâşî müntesibi olup köklü Arnavut sülâlelerden gelmekteydiler. Bu grub, Dedebaba’lık Makamının Arnavutluk’ta faaliyet etmesi görüşünde idiler.
Salih Niyâzi Baba’nın Türkiye’den ayrıldığı 1930 yılı sonrası Priştine, Kuruja, Elbasan, Korcha Fraşeri ve Jirokastro dergâhlarından gelen delege Baba’lar eli ile yapılan (gizli oy kullanılmıştır) bir seçimle, 12′ler şurasını oluşturmuşlar ve “mürşidler meclisi” adı altında Dedebaba’yı tayin etmişlerdir.( Bkz. Rrequllore e Bektashiji-vet Shqiptare. Tiran, 1930 Cem dergisi arşivi Ş.KOCA ) Arnavutluk dışında da kendisini yetkili gören bu kuruluşun üyelerinden Ahmed Muhtar Baba, emir niteliğinde bir mektup ile Yakova Dergâhı Postnişini Kâzım Bakali Sipaho Baba’ya da talimat vermiş ve Amerika, Michigan bölgesinde Bektâşî Dergâhı uyandırmış bulunan Halife Recep Ferdi Baba’yı tanımamalarını istemiştir. (Recep Ferdi Baba, Bektâşîliği Arnavutların iç işleri olarak hiçbir zaman görmemiş, nazenin bir kimsedir.
Recep Ferdi Baba, Bağımsız Arnavutluk idealinin giderek Enver Hoca yönetimi ile uzlaşan bir yalnızlık politikası olduğunu hissetmiş ve o güne kadar izlediği 12′ler Meclisi’nin dünya Bektâşîlerinin lideri olarak lanse ettiği Mücerred Fehmi İlyas Baba ile ilgisini kesmiştir. Enver Hoca parlamentosunda milletvekili olan Fehmi İlyas Baba aynı zamanda ilyas baba Enver hocanın mürşididir.Enver hocayı ve sosyalist partiyi desteklemenin en önemli bağlarından birisidir.

cemalcanpolat@habercem.com

Haber:www.habercem.com

Yorum yapın