May
26th

Alevi-Bektaşi Merkezi işgal altında

Alevi-Bektaşi Merkezi işgal altında


Alevi-Bektaşi inanç ve kültür merkezi şimdi tam bir işgal altında.
Harabati (Serem Ali Dedebaba) Dergâhı

Dünyadaki en büyük ve en sağlam Bektaşi Külliyesi olan Harabati Dergâhı, nüfusunun yarısını Müslüman Arnavutların oluşturduğu, yaklaşık 2 milyonluk Makedonya Cumhuriyeti’nin Tetova (Kalkandelen) kentinde yer almaktadır.
Tetovo’daki bu ulu Alevi-Bektaşi inanç ve kültür merkezi şimdi tam bir işgal altında.

Sersem Ali Dedebaba

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından birisi iken, sadrazamlıktan ayrılıp bağlı bulunduğu Bektaşiliğe hizmet etmek isteyince Kanuni’nin “Senin adın bundan böyle artık ‘Sersem’ olsun” dediği Server Ali Paşa, bu olaydan sonra “Sersem Ali Dedebaba” olarak tanınmıştır. 1526 yılında temelini kurduğu ve ismiyle de anılan Harabati / Sersem Ali Dedebaba Dergâhı’nda kendisinden sonra birçok ünlü Bektaşi babası hizmet etmiştir. Bunlardan birisi de Harabati Sultan olup, dergâh zaman zaman onun ismiyle de anılmıştır. Harabati Sultan’ın çevrede etkisi olur ve dergâhın ünü daha da artar. Harabati Sultan’ın 1620 tarihinde Hakk’a yürüdüğü söylenmektedir.

Dergâhın İşgali

Özellikle son 14 yıldır Sersem Ali Dedebaba Dergâhı’nın canlanması için yoğun emek sarf eden muhiblerin gayretleri sonucu bir hareketlilik doğmuş; farklı yörelerdeki insanlar da dergâhı ziyaret eder olmuşlardı.

Tahir Emini Baba’nın ve özellikle onun yardımcısı pozisyonundaki Derviş Abdulmüttalip Bakıri’nin de emekleri sonucunda meydanların açıldığı, sohbet ve muhabbetlerin çoğaldığı dergâh, 2002 yılında kendilerine “İslam Dini Birliği” denilen bir grubun yönlendirmesi sonucunda silahlı kişiler tarafından işgal edilmiştir!

Meydanevi’nde cem yapan canlar zor kullanılarak dışarı atılmış, Taht-ı Muhammediye, şamdanlar ve Bektaşiliğin diğer simgeleri kapıya fırlatılarak, burada ezan okunup namaz kılınmıştır! Ellerinde silah ve baltalarla burada nöbet tutan Sünni guruplar, dergâhın büyük bir bölümünü işgal etmekle kalmamış, oradaki Bektaşilere karşı insanlığa yakışmayan zorbalıklarda bulunmuşlardır.

Bacasına hoparlör takılıp, beş vakit ezan okutulup namaz kılınan, aşevi binası kadınların namaz kılma birimine çevrilip sözde Kuran kursu verme amacıyla çember sakallı ve çarşaflı Vahabilerin yuvası haline getirilmeye çalışılan Harabati Dergâhı, dinci/gerici bir işgali yaşamaktadır.

Şu anda “kışevi” denilen ve zorunlu olarak Meydanevi yerine de kullanılan türbenin bulunduğu alana hapsedilen ve buradan da çıkmaları için tehdit edilen, türbeye gelen ziyaretçileri taciz edilen, tek geçim kaynakları olan inekleri kaçırılan, telefonları kesik ve maddi/manevi yönden yıpratılıp buradan sürgün edilmek istenen bir avuç inançlı insanımızın durumları çok vahimdir!

Özellikle, yakın zamanda Hakk’a yürüyen Tahir Emini Baba’nın bu konuya ilişkin gerek hukuksal gerekse de sosyal çalışmaları olumlu bir sonuç vermemiştir. Dergâhın kent merkezindeki dükkânlarına el koyan, 50–60 hektarlık arazilerini mafya usulü ele geçirip, mezarlık vb. işler için satan, rüşvetle polisleri ve hâkimleri kontrolü altına alan ve dört yüz elli yıllık bir inanç ve kültür merkezini işgal eden, insanları ölümle tehdit eden, asırlık çınarları kesen, Harabati Dergâhı’nı belki de sadece Makedonya’da değil, Balkanlar’da da bir irtica merkezine çevirmeye çalışan bu örgütün arkasında kimler var? Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bu konuda ne yapıyor? Hükümetimizin bu durum karşısındaki tutumu; üzülerek şunu söyleyebiliriz ki: Bırakın Bektaşilere yardım etmeyi, bu zulmü yapanlara destek çıktıkları doğrultusunda çok ciddi söylentiler var. Bunu söyleyenler de dergâhta yaşayan Bektaşiler! Bu, kesinlikle önemsenmeyecek bir bilgi değil!

Kültürümüzü ve inancımızı Balkanlar’da yaşatan Bektaşilerin bu ve benzeri birçok sorunu var. Bu sorunlar sadece Harabati Dergâhı’nda değil, diğer dergâhlarda da mevcut. Bir taraftan misyoner Hıristiyanların baskısı, bir taraftan da Sünni grupların baskısı ile Bektaşiler çok zor durumdalar.

Neler Yapılabilir?

Soruna doğal olarak başta Alevi-Bektaşi kurum ve kuruluşları sahip çıkmalıdır.

1- En azından Harabati Dergâhı’nda yaşananları geniş halk kitlelerine duyurmak bir görevdir.
2- Konuyla ilgili bir basın toplantısı ve/veya basın duyurusu yapılmalıdır.
3- Olayın üstüne gitmek, Türk Devleti ve hükümetini harekete geçirmek bir görevdir.
4- Alevi-Bektaşi-Mevlevi kurum ve kuruluş temsilcilerinden; yazar, aydın, gazetecilerden ve duyarlı insanlardan oluşacak bir heyetin yöreyi ziyaretiyle, oradaki insanların yanında yer almak, manevi yönden bu insanlara güç verecektir.
5- Olayın yasal boyutu, Makedon yasalarını ve/veya uluslararası hukuku bilen hukukçuların yardımıyla, ortaya net olarak konulmalıdır.
6- Ekonomik yönden de oldukça güç durumda olan dergâhtaki canlara yardım etmek de yararlı olacaktır.

Bu konuya, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün Alevi-Bektaşi toplumunun son derece duyarlı olması gerekmektedir. Oraya yapılacak ziyaretlerle manevi destek verilmeli, yapılacak birçok etkinliklerle de maddi imkânlar sağlanmalıdır. Bu ve benzeri destekler verilmediği sürece, Bektaşi toplumunun baskılar karşısında çok fazla tutunamayacağı acı bir geçektir! Bu haberi okuyan herkesi duyarlı olmaya çağırıyor ve desteğinizi bekliyorum.

Not: Harabati Dergâhı ile ilgili verilen bilgiler, araştırmacı yazar Ayhan Aydın’ın dergâhta yaptığı gözlemlere ve dergâhta görevli olup da Türkiye’de bulunan Hüseyin Süleyman’a dayandırılmaktadır.

Haber: ENGİN DUMAN / www.habercem.com

Yorum yapın