Haz
17th
Files under Alevi Haber-Gündem, Gazete, Haberler |
Posted by Alevi Haber
ABF ve AABK NE YAPMAK İSTİYOR?
Hacıbektaş Belediyesi basın bildirisini aktarıyoruz;
- 16 AĞUSTOS 2004 Törenleri:
- ABF (Alevi Bektaşi Federasyonu) , AABK (Almanya Alevi Birlikleri Konfederasyonu) ve PSAKD (Pirsultan Abdal Derneği) birlikte basın toplantısı yaparak 16 AĞUSTOS 2004′te yapılan Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ni boykot ederek halkı törenlere katılmamaya çağırdılar.
|
16 AĞUSTOS 2004
|
16 AĞUSTOS 2005
|
|
16 AĞUSTOS 2006
|
16 AĞUSTOS 2007
|
Sonuç: Halk akın akın törenlere katıldı. Yorumu siz yapın ve değerlendirin.
- ABF, AABK ve PSAKD Genel Başkan ve bir kısım yöneticileri Ankara’da bir araya gelerek Basın toplantısı düzenleyerek yaptıkları basın açıklamasında “Alevilik İslam dışıdır” diye buyurdular. Bir süre sonra bu açıklamayı takiben 17 ARALIK 2004 tarihinde Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda “Aleviler azınlıktır” diye ilan edildi. Bunun üzerine Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza SELMANPAKOĞLU Bektaşi Babası Av. Şakir KEÇELİ ile birlikte Ankara’da ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) genel merkezinde bir basın toplantısı düzenleyerek Alevilerin yurdun kurtuluşu, yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşu ve Atatürk Devrimleri’nin hızla etkili bir şekilde kök salması yolunda çok önemli lokomatif görevi yaptıklarını, Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin asli unsuru ve teminatı olduklarını Alevilerin Asla azınlık olamayacağını, Türkiye üzerine oynanan oyunların bir parçası olarak Türkiye’de yeni yeni yapay azınlıklar yaratılmak istendiğini belirten görüşler sunuldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yeni bir devlet olarak kabul edilmesinin belgesi olan Lozan Antlaşması’na göre Türkiye’de azınlıkların Müslüman olmayan Ermeni, Rum ve Musevi yurttaşlarımız olduğu açıkça belirtilmiştir. Burada azınlık kabul edilmesi için temel öğenin Müslüman olmamak olduğu bilinmektedir. Alevileri Müslüman değildir diyen bu Alevi kuruluşlarının AB ile temaslarını sürdürmekte oldukları dikkate alındığında bu konudaki hizmetleri apaçık görülmektedir.
Sonuç: Alevilik İslam dışı ise bunu söyleyenlerin kendi televizyonlarında yayınladıkları Alevi-Bektaşi deyiş, türkü, nefesleri ile cem törenlerinde adları geçen “Muhammet-Ali-Hasan Hüseyi-On iki İmam-Hacı Bektaş Veli” nereye konacak bunca alevi ve Bektaşilerin dillerinden gönüllerinden ve beyinlerinden bu isimler hiç silinebilir mi? Gibi soruları çoğaltarak yorum ve değerlendirmeleri sizlerin yapmasına bırakıyoruz.
- 16 AĞUSTOS 2005 Törenleri:
ABF, AABK ve PSAKD 2004 törenlerine katılmama kararıyla hata yaptık bundan böyle törenlere katılma kararı aldık dediler ve tören alanında Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza SELMANPAKOĞLU konuşurken protesto etmek istediler. Halkın tepkisini görünce hızla tören alanını terk ettiler. Çok önemli olduklarını iddia edenler bir yıl sonra karar değiştiriyorlarsa; bu ne anlama geliyor kendileri sık sık böyle yanılıyorlar mı? Yanılmaları sağlıklı karar verememelerinden mi? yoksa bir yerlerden talimat alarak mı karar değiştiriyorlar?
Sonuç: Yorum yok siz değerlendirin.
- 16 AĞUSTOS 2006 Törenleri:
ABF, AABK PSAKD ve Hacıbektaş’ta kurdurdukları eski üç Belediye Başkanlarından birinin başkan diğer ikisinin başkan yardımcısı ve ilçe Eğitimsen başkanının da genel sekreter olduğu Hacıbektaş Kültür Derneği aracılığı ile alternatif program yapacaklarını söylediler ve Hacıbektaş’ta Birlik Cemi yaptılar Veliyettin ULUSOY’U dini lider ilan ettiler, Post’a oturttular ve toplantılarında “Hıristiyanlık için Vatikan ne ise Aleviler içinde Hacıbektaş o’dur” dediler.
|
Federasyoncuların yaptığı alternatif Birlik Cemi’ne katılanlar.
|
|
Soru: Vatikan İtalya içinde bağımsız bir Katolik din devletidir. Bu durumda Hacıbektaş bağımsız bir Alevi devletimi oluyor? Papa kim? Devleti kuracaklar kim? Laflarının nereye gittiğini bilmiyorlar mı? Bilmiyorlarsa nasıl kitleleri temsil ettiklerini sanıyorlar. Bu görüşle kimleri temsil ediyorlar?
Sonuç: Yorum yok siz değerlendirin.
- 16 AĞUSTOS 2007 Törenleri:
ABF ve AABK ile kendilerinin kurdurduğu YOL televizyonu Hacıbektaş’ta törenler süresince üç gün toplantı düzenlediler. Bu toplantılara törenlere gelen 50.000 (elli bin) üzerindeki insanların bir bölümünün katılacağını sanarak salonlarına davet ettiler ancak hiçbir ilgi görmeyerek 21 (yirmi bir) kişi ile kendi kendilerine toplantı yaptılar. Her zaman olduğu gibi Hacıbektaş Belediye Başkanı Ali Rıza SELMANPAKOĞLU toplantılarının en önemli gündemini oluşturdu. Attılar tuttular ilgi göremeyince 18 AĞUSTOS 2007 günü kültür merkezinde “irtica ve emperyalizm” konulu panel sürdürülürken paneli izlemedikleri gibi dışarıda panelistler hakkında hüküm vererek “içerde faşistler konuşuyor” diyerek halkı tahrik etmişler. Bu tahriklere karşı “siz Atatürk’ün resmini ve Türk Bayrağını Cemevlerine ve dernek odalarına asılmaması için çaba sarf ediyorsunuz önce ne yapmak istiyorsunuz bunun hesabını verin. İçerde konuşanlar ADD Genel Başkanı Şener ERUYGUR, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER, İzmir Barosu Avukatlarından Araştırmacı Yazar Turhan KARAKAŞ bunlar mı faşist? Yoksa Avrupa Birliğinin güdümünde olan sizler necisiniz?” diyerek tepki gösteren kişilerin bu sözlerini YOL televizyonunda vermeyerek kamuoyuna çarpıtılmış habercilik örneği göstererek yanıltma politikası yoluna gidilmiştir. YOL televizyonunda da izlendiği gibi kendi kendilerine kültür merkezi salonu önünde yayın yaparak törenlere katılım olmadığını ve içinin boşaltıldığını Alevilikle ilgili konuların görüşülmediğini iddia etmişlerdir.
|
Meraklılarla birlikte ancak bu kadarlar. |
Sonuç:
- Bir kendilerine bakın birde katılan kalabalığa bakın siz değerlendirin.
- İrtica ve Emperyalizm konulu panelin konu ve konuşmacılarını neden beğenmediklerini ve faşistlikle suçladıklarını salona girerek varsa bilgi birikimi ve açık yüreklilikle sorular sorarak anlama yoluna gitmediklerini nasıl açıklayacaklar? İrtica ve emperyalizm daima iç içedir. İrticanın ve emperyalizmin olduğu yerde Aleviler her zaman zor durumlarda kalıp sıkıntılı dönemler yaşamıştır. Bu konu ve bu konun çok önemli konuşmacıları neden bu kişileri rahatsız etmiştir? Avrupa Birliğinden destek görerek Türkiye’de siyaset yapan ve Hacıbektaş Belediye Başkanı’nı sürekli iftiralarla Türk-İslam sentezcisi olarak takdim etmek isteyen, çağdaş emperyalizmin küreselleşmeci yapısının temsilcilerinden destek aldıkları bilinen bu kişiler, Aleviliği ve Bektaşiliği ne kadar biliyorlar ki? İrticanın ve emperyalizmin tüm dünya için olduğu gibi Aleviler içinde bir tehlike teşkil ettiğinin farkında olsunlar.
- İnternet siteleri www.alevi.com’da ve televizyonları olan YOL TV’de törenlerin içinin boşaltıldığını ısrarla söylüyorlar.
Sayın İlhan SELÇUK’UN vermiş olduğu “Enel Hakk” konulu konferans bunlar için Alevilikle ilgili hiçbir anlam ifade etmiyor mu? Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin öğretisinde yer alan Dört Kapı’nın dördüncüsünün Hakikat kapısı olduğunu bunun anlamının, Alevi-Bektaşilik’te mükemmele ulaşan insanın (Kamil insan) evrenin bütünlüğüne ulaşarak Tanrıyla bütünleşmesinin ve bununda özet olarak “Enel Hakk” diye de ifade edildiğini bilmeyen insanların İlhan SELÇUK’UN bu konferansını programın içi boşaltılmış diye nitelendirmeleri hiçte şaşırtıcı değildir. Bu insanlar Alevilik adına siyaset yaparak temiz, sade, pırıl pırıl yurduna bağlı ulusun ve yurdun birlik ve beraberliğine inanmış Hacı Bektaş Veli ve Atatürk önderliğinde ilim ve akıl yolu ile hareket eden Alevi ve Bektaşileri kandıracaklarını sanıyorlar.
Sonuç: Siz nasıl düşünüyorsunuz? Değerlendirin.
- 16 Ağustos 2007 günü yapılan panelin konusu “Laik Türkiye Cumhuriyeti ve Alevilik” idi bu paneli de izleme ve bir şeyler öğrenme zahmetine katlanmayan bu kişiler bu kadar insanın gözünün içine baka baka “törenlerin içi boşaltıldı programın Alevilikle ilgisi yok” diyebiliyorlar.
Alevi ve Bektaşilerin temiz, mütevazi, hoşgörülü, sevecen ve babacan tavırlarından yararlanarak bu tür yazılı ve görsel beyanatlarda bulunuyorlarsa Alevi ve Bektaşilerin hiç bir şey bilmediklerini sanarak kendilerini akıllı, başkalarını hiç bir şeyden anlamaz olarak tavır sergilemeleri hangi noktada olduklarını göstermektedir.
Sonuç: Taban bunlar gibimi düşünüyor? Siz ne düşünüyorsunuz?
- Törenlerde program gereği iki tiyatro, bir Birlik Cemi sahneye konuldu. 16 Ağustos günü “SİMURG” (Sivas Katliamının belgesel oyunu) sahnelendi izleyenler aydınların acı günde neler çektiğini ibretle gördü.
17 Ağustos günü “Yüzleşme” isimli oyun sahnelendi bu oyunda dini kullanarak aydınları yakan, işkenceye tabi tutan kilise kral ikilisinin zulmü ortaya konuldu.
18 Ağustos günü ise Birlik Cemi sahnelendi bunlar programın zenginliği değilse nedir? Neyini beğenmiyorlar bilelim.
- Hacıbektaş’ta Cem Evi olmadığını YOL TV’de Federasyoncular belirterek bunu Hacıbektaş için bir eksiklik olarak gösteriyorlar.
Oysa tüm Hacıbektaşlılar ve Hacıbektaş’a gönül verenler bilirler ki çeşitli derneklere ait 8 (sekiz) Cem Evi bulunmakta olup. Ayrıca Ulusoylara ait en az üç Cem Evi daha mevcuttur.
Sonuç: Göz göre göre bu kadar Cem Evi’ni yok saymak ne anlama geliyor? Siz sorgulayın siz değerlendirin.
- 31 MAYIS 1998 tarihinde AABF’nin (Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu) yapmış olduğu kurultayda kabul edilen programın 5. Maddesinin 7. Bendi aynen şöyledir “AABF ve semboller: Öğretimize uygun olarak, her ulusa ve üyelerimizin etnik kimliklerine saygı duyarız. Her ırkçı ve milliyetçi akıma karşı çıkarız. “72 milleti bir gör!” bizim ilkemizdir. Ulusal kimliklerinden dolayı hiç kimse menfaat sağlayamaz veya zarar göremez. Örgütlerimiz için ölçü, üyelerimizin doğrudan Alevilik ile ilgili çalışmalarıdır. Örgütlerimizde; Hz. Ali, 12 İmamlar ve Hacı Bektaşi Veli başta olmak üzere büyüklerimizin resimleri ve yol gösterici sözleri yer almaktadır. Türk bayrağı Türkiye’yi temsil eden bir semboldür ve Anadolu Alevileri dahil diğer inanç guruplarının da resmi bayrağıdır. Türkiye vatandaşı olarak bayrağa saygı duyarız. Cem ayinlerinde ve toplu ibadet yerlerinde ulus sembolü olan bayraklar geçmişte de yer almamıştı, bugün de yer almamalıdır. Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ nin önderidir. Atatürk bir inanç önderi değildir. Ancak, Atatürk döneminde şeriata karşı verilen mücadeleye ve cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkarken, eksiklik ve yanlışları da göz ardı edemeyiz. Yurdunu ve ülkesini seven, ancak siyasi iktidarların yanlışlarının karşısında da olan Aleviler için Türk bayrağı ve Atatürk resminin derneklerimizde asılmaması, örgütlerimizi birleştiren ya da ayrıştıran bir tartışma konusu yapılmamalıdır.”
Sonuç: Bu metinden ne anlıyoruz? Atatürk’ün Aleviler adına yapmış olduğu yanlışlar nelerdir? Türk Bayrağı ve Atatürk resmi neden Federasyoncuları rahatsız ediyor? Başka hangi derneğin veya federasyonun çalışma programında Atatürk ve Türk Bayrağı’nın dernek binalarına asılmaması öngörülüyor? Alevi ve Bektaşiler Bu anlayışla mı temsil ediliyor. Doğduğu günden itibaren evinin duvarında Atatürk resimlerini gören ve bundan gurur duyan Alevi-Bektaşiler ne düşünüyor? Benzeri soruları soranların değerlendirmesine bırakıyoruz.
- AABF’nin yayınladığı “Alevilerin Sesi” dergisinin KASIM 2003 tarihli ve 15. sayfasında yer alan AABF Genel Başkanı Turgut ÖKER adıyla “Aleviler Avrupa Türkleri Platformu’ndan Çekildi” başlıklı yazıda belirtilen bildiri şöyledir: “ATP’ye Federasyonumuz, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması perspektifiyle uzun yıllardır çaba sarf etmektedir. Bu anlayışla geçtiğimiz yıl Aralık ayında yapılan, Kopenhag Zirvesi’nde Türkiye’ye ‘tarih verilmesi’ sürecini hızlandırmak için bir araya gelen sivil toplum örgütlerinin oluşturduğu Avrupa Türk Platformu çatısı altında yer almayı kaçınılmaz bir görev olarak görüp, yürütülen faaliyetlerde de aktif olarak sorumluluk almaktan çekinmedik. Zaman içerisinde Avrupa kamuoyuna yönelik olarak eleştirdiğimiz ‘çifte standartlı’ yaklaşımlara, ne yazık ki ATP içerisinde de tanık olduk. Kendi içerisindeki farklılıklara hoş görüyle yaklaşmayan, ‘resmi söylem’in, statükocu yaklaşımın dışına çıkmayan, her şeyden önce, bağımsız hareket edemeyen kuruluşlar, bu inisiyatifi henüz doğmadan boğmuştur. Buna rağmen, önemli olarak nitelediğimiz geçiş sürecinde kamuoyunun beklentilerini yanıtsız bırakmamak amacıyla olumsuz tavırları çok fazla gündeme taşımadık. Ne yazık ki Mayıs ayında, ATP’yi oluşturan sivil toplum örgütlerinin imzalarıyla karar altına aldıkları ‘Birleşme Protokolü’ bir tarafa bırakılıp ‘darbe’ yapılarak –geçici de olsa- bir ‘koordinatörlük’ uygulamasına gidilmesi bardağı taşıran son damla olmuştur. Bu gelişme üzerine ATP ile ilişkilerini gözden geçiren AABF Genel Yönetim Kurulumuz, ATP oluşumundan çekilmeye karar vermiştir. Türkiye’nin yerini ‘çağdaş dünya’da gören Federasyonumuz, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması hedefiyle yürüttüğü çalışmalarını aralıksız sürdürecektir. Bununla birlikte Federasyonumuz, Alevi varlığını inkar eden, inanç özgürlüğünü ‘sadece Sünnilere özgürlük’ olarak algılayan, Türkiye’nin çokuluslu, çok kültürlü yapısını görmezden gelen yaklaşımları teşhir etmeye de devam edecektir. Bu anlayışla, tahammülsüz yaklaşımların son bulduğunu gördüğümüz ortamlarda, gerek Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecinde atılacak somut adımlarda, gerekse Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın eşit haklar mücadelesinde yer alacağımızı bildirir, çalışmalarınızda başarılar dileriz.”
| Turgut ÖKER |
| AABF GENEL BAŞKANI |
Sonuç: Türkiye’nin çok kültürlü olması bir zenginliğidir. Ancak çokuluslu diye tanımlanması Türkiye üzerine oynanan bölücü oyunların tuzağına düşmek değilse nedir? Atatürk Türk Ulusunu şöyle tanımlıyor “ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına Türk Ulusu denir.” Bu tanımdan rahatsız olanlar Türk Ulusu’nun birlik ve beraberlik ifade ettiğini Hacı Bektaş Veli’nin söylediği gibi “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözlerinden ne anlam çıkartıyorlar? Yorum ve değerlendirmeyi sizlere bırakıyoruz.
- Hacıbektaş’ta kurdurulan “Karahöyük Gazetesi”: yukarıda da belirtildiği gibi Hacıbektaş’ta eski üç belediye başkanının birlikte kurduğu Hacıbektaş Kültür Derneği gibi Hacıbektaş’ta kurulan Karahöyük isimli yerel gazete kuruluşunun üçüncü gününde Federasyoncuların Hacıbektaş Belediye Başkanı’nı kötüleyen internet sitelerinde yayınladıkları yazıları yayınlayarak Belediye Başkanı’na karşı kötüleme kampanyasını başlatmış olup bu kampanyayı ve gazeteyi desteklediklerini yukarda isimleri geçen Federasyoncuların zaman zaman internet sitelerindeki yazılarında görmekteyiz. Bu kampanya sonucunda Hacıbektaş Halkı bu gazeteye ilgi göstermemiş. Kampanyanın daha etkili olması için ABF’nin Genel Başkan Yardımcısı Abbas TAN yazısında Karahöyük Gazetesini suçluyor.
- Alternatif Program Düzenleme Sevdasında Olanlara: ABF ve AABK 17-18-19 Ağustos 2007 tarihinde Hacıbektaş Etkinlikleri sırasında düzenledikleri toplantıda 2008 yılında Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri’nde Hacıbektaş’ta alternatif program yapacaklarını ilan etmişlerdir. Bu konuda Abbas TAN’DA çok istekli olduğunu ortaya koymuştur. Hacıbektaş’a sıklıkla geldiğinden bahsederek aslı olmayan ve birbiriyle çelişkili birçok yanlışlarla dolu sözler sarf ederek her ay Hacıbektaş’a geldiğini beyan ediyor. Apaçık ve net bir şekilde ifade ediyoruz ki Abbas TAN’DA dahil olmak üzere AABF, ABF ve PSAKD Başkanları, birisi kendi televizyonları YOL TV olmak üzere en az üç televizyon kanalının da katılacağı bir toplantıyı Hacıbektaş Halkı’nın önünde Hacıbektaş Belediye Başkanı ve Aleviliğin içini boşaltılılar dedikleri Alevi-Bektaşi yazar ve düşünürleriyle yapacağımız bir açık oturuma canlı yayın yapılması koşulu ile davet ediyoruz. Bu davetimizi 22 ARALIK 2007 tarihinde Atatürk’ün Hacıbektaş’a gelişinin yıl dönümü etkinliklerinde gerçekleştirmeyi umut ediyoruz. Karşılıklı dörder kişi olmak üzere herkes taraflara sekizer soru sorarak yanıtlarını uygarca almasını öngörüyoruz. Yanıtların beşer dakikalık zaman süreci içerisinde karşılıklı söz kesmeksizin verilmesini öngörüyoruz. Böyle bir toplantıya katılmak istedikleri takdirde 15 KASIM 2007 tarihine kadar 0 384 441 36 38 fax numaramıza başvurmalarını açıkça ilan ediyoruz. Artık Türkiye’nin ve Alevi-Bektaşilerin birçok sorunlarının olduğu bir dönemde önemli gördüğümüz konuların açıklığa kavuşturulmasının yararlı olduğuna inanıyoruz. Buyurun gelin tartışalım.
Sonuç: Mademki Hacıbektaş Serçeşme, Serçeşme’nin hakemliğine güvenelim halkın huzuruna çıkalım diyoruz yorum ve değerlendirmeyi siz değerli canlara bırakıyoruz.
Hacı Bektaş Veli Anma ve Kültür Sanat Etkinlikleri Düzenleme Kurulu
HABER: HACIBEKTAS.BEL.TR







17 Haziran 2008 Saat 10:15 de demişki
Bu örgütçülerin katılmadığı daha iyi o zaman halk daha çok katılır.