Hazırlayan: Mustafa Düzgün
Kerbela olayı (680) meydana geleli beri, 1323 yıldır tüm Şia-i Ali kolları, özellikle Aleviler, bitmek nedir bilmeyen, acısı dinmeyen bir yası sürdürmektedirler. Bu aynı zamanda inanç ve ibadetin de belirleyici bir öğesi ve ilkesi haline gelmiş. Her yılın Muharrem ayında 12 günden az olmamak üzere, yer yer 15 güne varan bir süre, yas tutulur. Hazret-i Hüseyin başta olmak üzere, Kerbelâ şehitlerine, Oniki İmamlar’a olan bağlılık duyguları daha da canlanır, belirtilen sürenin her anı şehitleri anmakla, onlarla ilgili bilgileri yinelemekle, kitap ve mersiyeler okumakla geçer.
Hazret-i Hüseyin, Kerbela şehitleri ve Oniki İmamlar’ı anmayan Alevi ve Şii şair ve düşünür yok gibidir. Doğrudan Kerbela faciasını konu alan mersiyelerin kimileri Muharremiye diye de adlandırılır. Dünyada, hakkında çeşitli dillerde en çok mersiye (ağıt) yazılan kişi, hiç kuşkusuz ki Hz. Hüseyin’dir. Şiir ve deyiş edebiyatımızın köşe taşlarından birini oluşturan “Düvazde İmam”larda O ve bütün İmamlar veciz bir şekilde anıla gelmiş ve Cem Ayını’nın vazgeçilmez kesitlerinden biri durumuna gelmiştir. Cem, Kerbela’da Ehl-i Beyt mazlumlarına yaşatılan susuzluğu, açlık ve eziyetleri, inanç ve doğruluk konusunda gösterilen kararlılığı ifade eden çeşitli motiflerle donatılmış, bu nedenle akıtılacak olan gözyaşları işlenecek sevabın kaynağı olarak kabul edilmiştir.
Hz. Hüseyin, askeri anlamda, Kerbela’da yenilmiş; ancak sergilediği tutum ve kararlılık, Emevi baskı ve hileleri sonucu sönmeye yüz tutan Hak-Muhammed-Ali yolunun şahlanışı bakımından da tarihte eşine az rastlanan bir büyük zaferin öncüsü, önderi ve kahramanı olmuştur. Bu sadece Aleviler için değil, başka mazlumlar için de ciddi bir örnek oluşturmuş, ezilenlerin cesaret ve iman kaynağı olmuştur.
Hicri ve Miladi Takvim Sorunu:
Muharrem Mâtemi’nin, Hicri takvime göre hesaplanıp tutulması öteden beri tartışıla gelen konulardan biridir. Özellikle Miladi takvimin kullanıldığı ülkelerde yaşayan Aleviler, sabit bir tarihin ya da olayın geçtiği miladi tarihin, yani her yılın 10 Ekim gününün benimsenmesini arzu etmekte, Hicriye göre yılda onbir gün önce gelen dönerli tarihlerden vazgeçilmesini istemektedirler. Halihazırdaki uygulamada sık sık karşılaşılan tarih belirleme zorluklarından böylece kurtulunacağı, durumun daha bir netlik ve kolaylık kazanacağı görüşü önesürülmekte. Gerçi söz konusu Miladi tarih konusunda başka öneriler de var, ancak bunlar doğru bir hesaplamanın değil, keyfi ve bilimsel esaslardan yoksun oldukları için üzerinde durmaya değmez. Biz burada 10 Ekim 680 tarihini temel almakta ve değerlendirmemizi buna göre yapmaktayız. Doğrusu, miladi takvimin getirdiği kolaylıkları yakından bilen ve yaşayan toplumlar bakımından bu yaklaşım ilk bakışta makul ve çekici bir görünüme de sahip. Ne var ki iş bu kadar basit ve rizikosuz değil.
Haberin devamını oku…»
Yazar alevihabermerkezi |
Yorumları oku »